Üye Paneli
E-posta :
Şifre :
» Şifremi Unuttum
» Üye Olmak İstiyorum...
Duyuru Listesi
Ad Soyad
E-posta

İstatistik

Bugün : 624
Dün : 2042
Bu Ay : 19144
Geçen Ay : 24883
Toplam : 2924448
 
  » Ders öncesi bilinmesi gereken temel bilgiler
    » Görüntülü Dersler » Akide » Şerhu Lumuati’l İtikad/İtikad Parıltıları » Ders öncesi bilinmesi gereken temel bilgiler

 

 

 

 

 

 

İSİM VE SIFAT KONUSUNDA ÖNEMLİ İLKELER
 
          Kuran ve sünnet naslarına yönelik üzerimize düşen büyük, önemli, şerî ilkeler bulunmaktadır. Müslüman, Allah’ın isim ve sıfatlarında itikadi bir hataya düşmemek için bu ilkeleri gözetmek zorundadır. Zira bu tevhidin gereğidir.  

 
1.İlke: Naslar, değiştirilmeden delalet ettiği zahir mana üzere kabul edilir. Çünkü Kuran apaçık arapça diliyle indirilmiştir. Resul de yalın bir Arapçayla anlaşılır arapça diliyle konuşmuştur.   
 
         Bu durumda Allah’ın ve Resulünün sözü, Arap dilinin ifade ettiği manayla kabul edilmelidir. Bu anlamı değiştirecek bir tevile/yoruma gitmek Allah hakkında ilmi bir delile dayanmadan konuşmaktır. Nitekim Allah ayetinde şöyle buyurur:
 
قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ
وَالإِثْمَ وَالْبَغْيَ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَأَن تُشْرِكُواْ بِاللّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ
سُلْطَاناً وَأَن تَقُولُواْ عَلَى اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
 
De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.(Araf-33)
 
           Bu ilkeyi şöyle açıklayalım, Müslüman nasların ifade ettiği manayı, Arap dilinin ifade ettiği zahir manayla açıklayacak, kabul edecek, Arap dilinin manasının dışına çıkan her yorum geçerli değildir, itikadi sapmadır, bu nedenle isim ve sıfat konusunda Kuran’ın ve sünnetin zahir anlamda ortaya koyduğu manayı doğrulamak gerekir. Bu en doğru yoldur, en sağlam delildir. Ayrıca ashabın, tabiinin, tebei tabiinin ve dört müçtehid imamların izlediği metodudur. Onlar, naslara yorum getirmez, hiçbir değiştirme yapmadan zahir manasını doğrularlardı. Bu konuda şu örneği verelim ve daha iyi anlamaya çalışalım.
 
بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيْفَ يَشَاءُ
“Bilâkis, Allah’ın elleri açıktır, nasıl dilerse infak eder.”(Maide-64)
 
 
         Bu ayeti tahlil edersek şunu anlarız, Allah’ın beşerin eline benzemeyen açık iki eli vardır, bu iki eli ispat etmeli, tevilden/yorumdan uzak kalmalıdır. Yorum yaparak, elden maksad; kuvvet denilmez, zira bu manayı başka tarafa çekmektir, değiştirmektir, Arap dilinin ifade ettiği manadan uzaklaşmaktır, bu yorum caiz değildir, Allah hakkında delilsiz konuşmaktır.
 
      Bunu Türkçe bir örnekle anlatmama izin veriniz, ben karşınınızda gördüğünüz ayaklı uzun salon klimaları gümüşlük veya masa diye manalandırsam siz ne dersiniz? Bu mana doğru değildir dersiniz öyle değil mi? Bu klimanın anlamını bütünüyle değiştirmektir.
 
2.İlke: Bu ilke şu maddelerle ifade edilebilir.
a-Allah’ın tüm isimleri güzeldir. Yani gayet güzeldir zira Allah’ın ismi noksanlık taşımaz aksine tüm sıfatları içinde taşır. Allah ayetinde şöyle buyurur:
 
وَلِلّهِ الأَسْمَاء الْحُسْنَى
“En güzel isimler Allah’ındır.”(Araf-180)
 
 
 
        Rahman ismi, Allah’ın isimlerindendir. Bu isim Allah’ın büyük bir rahmeti olduğunu ifade eder. Bu nedenle, “Dehr/vakit” Allah’ın isimlerinden değildir, zira manası gayet güzel bir anlam taşımıyor. Peygaberin dehr ilgili hadisinde gelen, “Dehre/vakte sövmeyin, zira şüphesiz ki Allah, dehr’dir.” (Müslim) hadisin anlamı şudur, Ben dehr’in/vaktin malikiyim, yöneteniyim, yaratanıyım demektir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in “elimle, geceyi ve gündüzü çeviririm” (Buhari) hadisi sözümüze delildir, O halde; Allah subhane ve Teala dehr’in sahibidir, yaratınıdır, onun yönetenidir.
 
b-Allah’ın isimleri belli sayıyla sınırlı değildir. Zira bu konuda meşhur bir hadis bulunur; Rasulullah buyuruyor ki; “Allah’ım sana ait, senin isimlendirdiğin, kitabında indirdiğin, kullarından birine öğrettiğin, senin yanında saklı olup bilinmeyen tüm isimlerinle senden istiyorum.”(Ahmed- Tabaranî-el-Elbânî sahihtir, Silsiletuh Sahiha 199)
 
          Bir hadis vardır hepimizin bildiği O da şudur, “Allah’ın 99 güzel isimi vardır, kim onları sayarsa cennete girer” (Buhari-Müslim)
 
         Bu hadisi şöyle anlamalıyız, 99 isim, Allah’ın isimlerinden isimdir. Yani “Allah’ın 99 ismiyle beraber, başka isimleri de vardır” demektir.
 
         Şimdi şöyle desem ne anlarsınız? Yanımda 100 tl’yi fakirlere sadaka vermek için saydım. Bu cümleden şunu anlamış oluruz, “yanımda sadaka olarak hazırlamadığım paramda vardır.”
 
c-Allah’ın isimleri akılla değil ayet ve hadisin ortaya koyduğu şerî kaynakla ispat edilir. Yani, akıl Allah’ın ismini anlamada yeterli üe sahip değildir, isimler tevkifidir, yani şerî delille ispat edilir. Allah’ı kendisinin isimlendirmediği bir isimle isimlendirmek veya isimlendirdiği ismi inkâr etmek hakkına cinayettir, bu konuda gerekli ahlakı takınmak gerekir.
 
4-Allah’ın her ismi, Allah’ın zatına ve taşımış olduğu manaya ait sıfata delalet eder. Allah’ın ismine iman ancak onun ispatıyla gerçekleşir. Örneğin Azim ismi diyelim. Ona iman etmedikçe, Allah’a iman etmiş sayılmayız. Bu yüzden bu güzel ismi Allah’ın zatına ispat edeceğiz ve yücelik manasını ifade eden sıfatını da kabul edeceğiz.
 
3.İLKE: Bu ilkede kendi içinde maddelerle ifade edilebilir.
a-Allah’ın tüm sıfatları kemal ve övgüye layık sıfatlardır, sıfatlarında asla bir noksanlık yoktur. Örneğin, hayat, ilim, kudret, semi, basar, hikmet, rahmet, uluv, buna benzer sıfatları. Bu konuda delil şu ayettir.  
وَلِلّهِ الْمَثَلُ الأَعْلَىَ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
En yüce sıfatlar ise Allah’a aittir. Çünkü O, her şeyden üstün ve hikmet sahibidir. (Nahl-60)
Allah hakkında noksan bir sıfat ifade etmek ona haksızlıktır, ilimsiz konuşmaktır. Örneğin, ölüm, cehalet, acizlik, işitmemek, görmemek sıfatları noksan sıfatlardır, bunları Allah’a layık görmek büyük bir itikadi kusurdur. Çünkü Allah kendisini noksan sıfattan uzak tutmuştur. Allah’ın noksan bir sıfat taşıması asla düşünülemez, zira bu Rabliğine helal getirir.
 
Birde bir yönde kemal, bir yönde noksan sıfat ifade eden Allah’a ait sıfatlar verilmiştir, Bu durumda sıfat, kemal anlamda olduğu zaman ispat edilir, noksan anlamda olduğu zaman nefy edilir. Örneğin, tuzak, oyun kurmak anlamında sıfat. Kuran bu konuda şöyle buyurur:
 
وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّهُ وَاللّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
“Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu.” (Enfal-30)
 
وَأَكِيدُ كَيْداً
“Ben de bir düzen kurup hazırlıyorum.”(Tarık-16)
 
يُخَادِعُونَ اللّهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ
“Şüphesiz münafıklar Allah’a oyun etmeye kalkışıyorlar; hâlbuki Allah onların oyunlarını başlarına çevirmektedir.” (Nisa-142)
         Ayette Allah için tuzak kuran buyurulur, bunun anlamı şudur, Allah; müminlere karşı tuzak kuran değil, kafirlerin tuzaklarını başlarına geçiren, onların oyunlarını bozan, karşılık veren anlamındadır. Bunu kâfirler hak eder. Allah, müminlere asla tuzak kurmaz. Seleften bir alim,  “Allah, tuzağı hak eden kimsenin tuzağını başına geçirerek karşılık verir demiştir.”
 
 
b-Allah’ın zatına layık gördüğü ispat ettiği sıfatlar vardır, yine Allah’ın zatına layık görmediği nefyettiği/kabullenmediği sıfatlar vardır.  Örneğin, Allah, kendine hayat, ilim, kudret sıfatlarını layık görmüştür, bize düşen de onun ispat ettiği sıfatı ona yakışır tarzda ispat etmektir. Diğer örneğe gelince; Allah zatından zulmü, acizliği nefyetmiştir, bu sıfatları da ondan nefyetmeliyiz. Çünkü Allah için noksanlık ifade eden sıfatlardır.
وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ أَحَداً
“Rabbin kimseye zulmetmez” (Kehf-49)
c-Allah’ın zatına layık görüp ispat etiği sıfatlar iki kısımdır. Biri zatî diğeri de fiilîdir. Zati sıfatlar her zaman sahip olduğu sıfatlardır, semi, basir, Fiili sıfatı ise dilediği zaman yaptığı dilediği zaman yapmadığı sıfatlardır, arşa ıstiva, gelmesi(meci) Bir isim var ki iki kısımı da içerir, Kelam sıfatı. Allah’ın bu sıfatı her zaman zatında olan bir sıfat olduğu için zati sıfattır ve ayrıca dilediği zaman konuştuğu içinde fiili sıfattır.
 
 
 
d-Allah’ın sıfatları hakikidir, nasıllığı sorulmaz, asla bir yaratılmışa benzetilmez. Bu üç şey çok önemlidir. Bu konuda şura 11 delildir. Onun benzeri hiçbir şey yoktur.
 

 

4.İLKE: Sıfat inkârcısı Muattal cehmiye’yi reddetmeliyiz.  Muattal fırkası, Allah’ın isim ve sıfatlarını inkar eden, nasların zahirini tahrif edip küfre düşen fırkadır. Onların akidesi nasların zahirine, selefin metoduna, sahih delillere muhaliftir. 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

 

Eklenme : 16/09/2015 09:57 İzlenme : 911
Oylama :     Uyarı : Oy verebilmek için üye girişi yapmanız gerekir
Link :
Yorum : Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız...
Giriş için tıklayınız...




Paylaş Delicious Stumble


Yunus:109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

 

 

 

 

 

Davet