Üye Paneli
E-posta :
Şifre :
» Şifremi Unuttum
» Üye Olmak İstiyorum...
Duyuru Listesi
Ad Soyad
E-posta

İstatistik

Bugün : 697
Dün : 1423
Bu Ay : 28277
Geçen Ay : 30764
Toplam : 2691447
 
  » 40.Hutbe-Cehalet şerî bir özürdür
    » Görüntülü Dersler » Hutbeler » 40.Hutbe-Cehalet şerî bir özürdür

 

 

CEHALET ŞERÎ BİR ÖZÜRDÜR.

Ubeydullah Arslan

الْحَمْدُ لِلَّهِ وَلِيِّ الْمُتَّقِينَ، وَلَا عُدْوَانَ إِلَّا عَلَى الظَّالِمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى خَيْرِ الْمُرْسَلِينَ، وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ

 

            Hamd âlemlerin Rabbine salât ve selâm Tevhid muallimi, ahlak örneği, kalplerin sevgilisi, âlimlerin önderi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in üzerine olsun.

           Ya Rabbi ! Bize hakkı hak göster ona tutunmayı kolaylaştır, batılı batıl göster, ondan uzak kalmayı sevdir, sen her şeye kadirsin. Rabbim, cümlemizi İslam üzere muhafaza buyursun. Güzel ahlaktan uzaklaştırmasın.

           Bizleri burada kardeşler olarak toplayan Rabbimiz, mahşer gününde de peygamberler ve Salihlerle beraber kardeş olarak toplasın.

           Bugünkü hutbemizin konusu “Cehalet şerî bir özürdür” Bu hutbede Peygamberin hataları tedavi ederken ortaya koyduğu üstün ahlaka, davranış yüceliğine, örnek tavrına, meseleyi kökten çözüşüne şahit olacağız.

 

 

           Bugün üzerinde duracağımız konumuz hem önemli hem de gündemleri çokça meşgul eden bir konudur. Müslümanlar günümüzde bu konu etrafında ihtilaf edip farklı farklı cemaatlere bölünmüştür.

         Hata, yanılma ve cehalet insanoğlunun doğal yapısında vardır. İnsan, hataya müsaid bir yapıda yaratılmıştır. Hata vardır bilerek, isteyerek, kalb ruza duyarak yapılır ki; bu durum mazur değildir. Hata vardır istemeden, bilmeden ve kalb doğrulamadan cehaleten yapılır ki; bu ise mazurdur.

        Akıllı Müslüman, hata edenleri düzeltmeye, nasihat ederek kazanmaya, yanlışlarını delille göstermeye çalışır. Müslüman bireyler, itikadi, ameli veya ahlaki hatalar edebililir.  Bu durumda bu hatadan dolayı kâfirlikle, müşriklikle, murtedlikle, bidatçilikle suçlanmamak gerekir.

            Çünkü peygamberler ve onları takip eden âlimler, böyle hata edenlere, hüküm vermeden önce hakkı beyan etme, delille aydınlatma, cahil kalınan hakikatı öğretme yoluna yönelmiştir.

            Cahilin hakkı bilmediğini sormaktır, âlimin üzerine düşen de hakkı en güzel dille, delille, hüccetle ortaya koymaktır. Müslüman kardeşlerim bir hükme gitmeden önce çok ince eleyip sık dokumalıyız, zira Allah’ın Müslüman hükmüyle gördüğü bir insana kâfir hükmünü vermek çok tehkilidir.

           Bir kimseye itikadi, ameli bir sözden veya amelden dolayı kafir hükmünü vermek şerî bir hükümdür, şerî hüküm verecek kimseler dinde âlimlerdir. Müslüman, alim olmadan, konuları ilmi çerçevede okumadan karar vermemelidir.

            Bir bireyin herhangi bir küfür sözünü veya amelini tespit etmek ayrı şeydir, ona bundan dolayı kâfir damgasını vermek ise ayrı şeydir. İnsan küfür söz veya amel işleyebilir ama ona direk kafirsin demek doğru değildir.

           Kuran hata yolla küfür söz ve amel işleyen bireye kâfir hükmünü vermez, aynı şekilde peygamberimizde hata yolla küfür ve şirk işlemiş insana kâfir demez, sahabelerde ve âlimlerde bu çizgiyi korumuştur.

        Her küfür ve şirk söz söyleyen ve amel eden kimse de mazurdur denilmez çünkü bu da ilmi hüküm değildir, zira bazıları inatla, kibirle, bilerek, inkâr ederek bu yolu seçebilir. Bu kimselerin kalbinde Allah’a, Resülüne, İslam dinine ve Kuran’ın çağrısına teslimiyet yoktur, düşmanlıkları nettir, ne kadar saklasalarda; Allah onların gerçek yüzünü ifşa edecektir. Cehalet, hata dinde özürdür bu görüş delillerle sabittir.

 

 

          Aşırılığı seven bazı kimseler; cehaleti özür kabul eden âlimleri ve davetçileri küfürle itham ederek aşırılık yolunu seçmiştir. Bu kimseler; toplumu da müşrikler ve murtedler sınıfına dâhil ederek şeri yoldan uzaklaşmıştır. Böylece Kuran’ın, sünnetin, ashabın ve ehl-i sünnet imamlarının yolundan sapmıştır.

        Cehaletin özür olması sarih naslarla, âlimlerin ortaya koyduğu kati delillerle sabittir. Bu konuya karşı çıkan kimse hevasına yenilmiş inatçı kibirli kimsedir. Ehl-i sünnet âlimlerinin cumhuru hüccet ulaşmamış cahil bir kimsenin itikadi, ameli ve ahlaki hatalarını mazur görmüştür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1.Delil: Allah, bir bireye, kavme resul, hüccet, delil göndermedikçe onları içinde bulundukları şirkten, küfürden ve bağlı oldukları atalar dininden dolayı cezalandırmamıştır. Böylece Allah, ahirette onların bahanelerini kaldırmıştır. Sözümüzün delili şu ayettir.

وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّى نَبْعَثَ رَسُولًا

“Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edecek değiliz.”(İsra-15)

رُسُلًا مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللَّهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِ

“(Yerine göre) müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler gönderdik ki insanların peygamberlerden sonra Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın!” (Nisa-165)

2.Delil: Allah, Müslümanlara “kâfirlerin ayetleri işitmelerine, hücceti dinlemelerine, hakkı anlamaları için izin vermelerini” buyurur. Allah, kâfirlerin ayetleri dinlemesine fırsat verilmesini emrediyorsa, hata eden Müslüman günahkâr bir bireye delil hüccet göstermek daha evladır. Sözümüzün delili şu ayettir.

وَإِنْ أَحَدٌ مِنَ الْمُشْرِكِينَ اسْتَجَارَكَ فَأَجِرْهُ حَتَّى يَسْمَعَ كَلَامَ اللَّهِ ثُمَّ أَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْلَمُونَ (6)

“Eğer müşriklerden biri senden aman dilerse, Allah’ın kelâmını işitip dinleyinceye kadar ona aman ver, sonra (müslüman olmazsa) onu güven içinde bulunacağı bir yere ulaştır. İşte bu (müsamaha), onların, bilmeyen bir kavim olmalarından dolayıdır.” (Tövbe-6)

            Allah ayetinde, “müşriklerden biri senden gideceği yer için izin isterse, onu gideceği güvenli yere kadar geçir, ona karışma, ayrıca içinde bulunduğu küfürden dolayı Allah’ın kelamını işittir, dinlet, ona davet yap, hakkı anlat, çünkü onlar bilmeyen bir kavimdir,  cahildir” buyurur.  

           Allah, “kâfirin ayetleri işitmesine izin ver, ona seni dinlemesi için fırsat ver” buyuruyorsa, kâfire böyle davranmak gerekiyorsa, cehaleten itikadi ve ameli hata eden Müslüman günahkâr kardeşlerimize ayetleri işittirmek, onları deliller aydınlatmak daha evladır. Onları hüccet, delil ortaya koymadan tekfir etmek ayete muhaliftir.

3.Delil: Allah, yanılıp hata edenlerin kalpleri imanla, tevhidle, hakla mutmain olduğu müddetçe bağışlanacaklarını haber veriyor. Bu durumda, insan cahilliğinden dolayı diliyle veya ameliyle yanılıp itikadi ve ameli bir hata ederse, hatalarını Allah bağışlayacaktır. Allah’ın şu ayeti bu sözümüzü delildir.

وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَا أَخْطَأْتُمْ بِهِ وَلَكِنْ مَا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ

“Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır.” (Ahzab-5)

 

 

 

           Kalplerimiz ve irademiz istemeden, bilmeden bir hata ederse, Allah bundan dolayı bizi hesaba çekmeyecektir, fakat kalbin ve iradenin bilerek, isteyerek küfür veya şirk bir söz söylemesi yahut yapması buna kalbin rıza duyması özür değildir. Çünkü bu hakkı bile bile inkâr etmektir.

4.Delil: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabı Huneyn’e doğru yola çıktılar. Yolda Zatu Envat denen bir yeri gördüler. Burası kâfirlerin savaşta galip gelmek için silahlarını üzerlerine astıkları ağaçlıktı. Müşrikler, bu yerden yardım bekler, savaşta düşman önünde zafer vereceğine inanırdı. Şirk bir inançtı. Sahabeler burayı görünce şöyle dediler.

يَا رَسُولَ اللَّهِ! اجْعَلْ لَنَا ذَاتَ أَنْوَاطٍ

Ey Allah’ın Resulü ! Bizimde Zatu Envatımız olsun dedi.

Bu söz üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına kızgın bir şekilde şöyle buyurdu:

وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ كَمَا قَالَ قَوْمُ مُوسَى, اجْعَلْ لَنَا إِلَهًا كَمَا لَهُمْ آلِهَةً, قَالَ: إِنَّكُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ

              Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki; Bu sözünüz Musa’nın kavminin “ya Musa Onların sahip olduğu ilahlar gibi bize de bir ilah yap” diye söylediği sözün aynısıdır. Musa onlara: “Siz cahilsiniz” dedi. Hem Musa a.s. kavminin hem ashabın söylediği bu sözün şirk olduğunda şüphe yoktur.

              Peki söz şirk idi, sahibi müşrik oldu mu? Neden her iki peygamberde ashablarını siz müşriksiniz veya müşrik oldunuz demedi? Çünkü onların Allah’ı birlediklerini, ibadeti onun hak ettiğini doğruladığını çok iyi biliyorlardı, bu bir hataydı, cehaleten söylenen sözdü, böyle bir durumda küfür hükmü vermek yakışıksızdı, adaletten uzaktı, Müslümanlar arasında ayrılık çıkarmaktı.

5.Delil: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in oğlu ibrahim’in vefat ettiği gün, Güneş tutulmuştu. Rasulullah üzgündü, ağlamıştı, Allah’ın kaderine teslim olmuştu, ancak ashabdan bazıları güneşin tutulması İbrahim’in ölümünden dolayı gerçekleşmiştir diye bir söz söylemişti, ashabın arasında da bu bilgi yayılmıştı, bunu işiten Tevhid Muallimi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem akideyi zedeleyen şirke davet eden bu sözden sakındırmak için şöyle demişti: Ey insanlar

إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللهِ لَا يَخْسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدِ وَلَا لِحَيَاتِهِ

“Şüphesiz ki; güneş ve ay Allah’ın ayetlerinden bir ayettir, ne ölü bir kimse ne hayatta olan kimse için güneş ve ay tutulmaz.” (Ebu Davud-İbn Hibban İmam Elbânî sahihtir)

          Bu hadisde görüyoruz ki; sahabeden bazıları cehaleten, bilmeyerek, hata ederek güneşin tutulmasını İbrahim’in ölümüne bağlamış, yerde ve gökte olan değişimi, gelişimi Allah’a teslim etmemişlerdi.

 

          Bu sözün şirk ve küfür olduğunda şüphe yoktur. Fakat sözü söyleyen celil sahabeler; bilmeyerek söylemişlerdi. Cehalet gösterdikleri için de mazur sayılmışlardır. Peygamber, onlara sizler bu sözle müşrik oldunuz demedi. Onlara doğru akideyi öğretti. Bizlerde aynı şekilde bilmeyerek küfür ve şirk kelime söyleyen amel eden kimselere önce delille yol gösteririz eğer onlar inat eder şirki tevhidden üstün görürlerse Allah indinde bu sözlerinin cezasını çekerler.

 

6.Delil: İmam Buhari ve Müslim’in Ebu Hüreyre’den Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle dediğini rivayet eder: “Bir adam nefsine zulmetmiş ve ölümü anında oğullarına şöyle vasiyet etmişti:  “Öldüğüm zaman beni yakın, kül haline getirin ve sonra denize saçın. Vallahi eğer Rabbim beni diriltmeye güç yetirirse hiç kimseye azap etmediği şekilde bana azap eder.”  Sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: “Oğulları adamın bu isteğini yaptılar.” Allah yeryüzüne dedi ki: “Aldığını geri ver.” O an adam dirildi ve kalktı. Allah (Subhanehu ve Tealâ) ona “Bu yaptığın şeye seni sevkeden nedir?” diye sordu. Adam: “Senden korkumdur ya Rabbi” dedi. Bu söylediğinden dolayı Allah onu affetti.” 

 

 

            Adam bu şekilde kül olup dağıldıktan sonra, Allahın kendisini diriltmeye tekrar güç yetiremeyeceğini ve eski haline dönderemeyeceğini zannetmişti. Bunların her biri ise Allah’ın kudretini inkâr ve küfürdür. Ancak o Allah’a, O’nun emirlerine, nehiylerine iman eden, O’ndan korkan ancak cehaleten, saparak, hataya düşerek bunu yapan bir kimsedir. Allah (Subhanehu ve Tealâ) bundan dolayı adamı affetmiştir. Bu durumda cehalet şerî bir özürdür.

          7.Delil: İmam Müslim Enes İbn Mâlik radiyallahu anhu’nun Rasulullah sallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rvayet eder. Rivayeti özetliyorum: “Bedevi bir arap, sahrada devesiyle yol alıyordu, devesinde yemeği, içeceği vardı, yolun uzunluğundan yoruldu bir ağacın gölgesinde dinlenmek istedi, yorgunluktan uykuya yenildi ve uyudu, devesi yanından uzaklaştı ve gözlerden kayboldu. Uyanınca devesini bulamadı, çok üzüldü, ağladı, çünkü sahrada devesizlik ölümle yüz yüze gelmekti. Bu hüzün içinde yeniden uykuya daldı, gözünü açtığında devesi yanındaydı bu sevincin verdiği duyguyla Allah’a şöyle dua etti: “Ya Rabbi sen benim kulumsun ben de senin Rabbinim.” Bu cümle itikadi bir hatadır.  Şimdi bu suçu günahı olmayan iman ehli bu bedevi cehaleten, istemeyerek, farkında olmayarak söylediği sözden dolayı kâfir mi oldu? Bu sözle Allah indinde kâfir mi oldu? Hayır, bu durumda özür ehlidir. Allah, inanarak, bilerek yapılan ve söylenen sözden ve amelden kulunu hesab çeker.

8-Açlığın kol gezdiği bir yılda yaşanan bir anıya gidelim. Sahabeden biri Medine’de sahibi olduğu bostanına vardı. Birde baktı ki bostanda birisi ağaçlarda ki meyveleri yiyor, üstelik eteğini de doldrmuş keyfediyor. Bunu gören sahabe hemen bostana daldı, adamı güzelce dövdü, elbisesi aldı, eteğinde ki meyveleri de tek tek topladı sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzurunda muhakeme olmak için gittiler. OLAYI işiten Rasulullah bostan sahibine şöyle buyurdu: “Madem cahildi neden ona yaptığının hata olduğunu öğretmedin, madem açtı neden doyurmadın, elbisesi vermesini, yarım vasık yemek vermesi emretti.” İbn Mace, Ebu Davud, İmam Elbânî sahihtir)

         Bu hadisten ne anladık, madem cahildi, neden onun hata ettiğini söylemeden, doğru yolu göstermeden dövdün, bu yaptığın haksızlıktır. Peygamberimiz burada hata edenleri eğitmeye, terbiye etmeye, kusurlarını affetmeye, cehaletleri bağışlamaya davet ediyor. Peygamberimiz sorunları baştan çözmeye gayret ediyor, bizim gibi neticeye varıp kavga etmiyor. Biz ise son yapmamız gereken işi en başta yapıyoruz sonra içinden çıkamıyoruz, dinde ehil olmayan kişiler bir kitapla müminlerin arasını bölüyor, kamplara ayırıyor, tekfire sevk ediyor, düşmanın ekmeğine yağ sürüyor.

 

8-Ömer ibn Hattab rivayet eder, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in döneminde Abdullah adında bir adam vardı, eşek olarak lakaplandırılmıştı, peygamberi çok güldürürdü, çok şarap içerdi, bu yüzden de bundan dolayı kırbaçlanırdı, sahabeden bazıları yine içip getirildiği zaman ona lanet etmiş, ne kadar da çok ceza alıyorsun demişlerdi. Bu sözü işiten Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem “ona sövmeyin vallahi O Allah’ı ve resülünü seviyor” buyurdu.

              Ona küfür etmeyi, lanetlemeyi caiz görmedi, bu durumda Allah’ı ve resülünü sevmesi lanet edilmemesi için mazeretti. Şimdi âlime, davetçiye kafir damgasını vuruyorlar, oturup konuştuğunda neden kafir dededin diye sorduğunda, delile dayanmadan konuştuğunu anlıyorsun, hevasına uyduğuna şahit oluyorsun, birine kafir damgasını vurmak bizim hakkımız değil, âlimler buna karar verir, onlarda somut bir delille söyler.

9-Birde eski peygamberlerden delil getirelim, Bir zamanlar İsa aleyhi selam’ın kavmi hata edip Allah’ın kudretinde şüphe duymuş ve şöyle demişti.

إِذْ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ يَا عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ هَلْ يَسْتَطِيعُ رَبُّكَ أَنْ يُنَزِّلَ عَلَيْنَا مَائِدَةً مِنَ السَّمَاءِ قَالَ اتَّقُوا اللَّهَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ

“Hani havârîler "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten, donatılmış bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. O, "İman etmiş kimseler iseniz Allah’tan korkun" cevabını vermişti.” (Bakara-112)

       Bu ayettte havarilerin açıkça Allah’ın kudretinde, sofra açmasında şüphe duyduklarını ispat eder, bu sözler küfürdür, İsa a.s. onlara müminlerseniz size bu söz yakışmadı, Allah’tan kork dedi. Kuran onlara kâfirler ismini vermedi, onların cahilliğini gözetti, hatalarını gördü.

         Özetle; Müslümanın cehaleten söylediği söz olsun yahut yaptığı bir amel olsun şerî bir özürdür, böyle bir kimseyi ve toplumun genelini tekfir etmek İslam dininin kurallarına muhaliftir. Tekfir şerî bir emirdir. Sıradan bir Müslümanın tekfir etmesi dinde büyük fitnedir. Müslüman olarak kimliksel karekteremize yakışmayan, dinimizde olmayan söz ve tavırlardan sakınıp toplumumuza faydalı bir birey olmayı amaç edinelim.

بارَكَ اللهُ لِيْ وَلَكُمْ في القرآنِ العَظيمِ،

 وَنَفَعَنِيْ وَإِيَّاكُمْ بِمَا فِيهِ مِنَ الآياتِ وَالذّكْرِ الْحَكِيمِ،

أَقُولُ قَوْلِي هَذَا، وَأَسْتَغِفِرُ اللهَ لِي وَلَكُم وَلِسَائِرِ المسلمينَ مِنْ كَلِّ ذَنْبِ فَاسْتَغْفِرُوهُ، إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيم

Otur.

 

 

الحمد لله حمدًا طيبًا كثيرًا مباركًا فيه كما يحب ربنا ويرضى، أحمده وأشكره، وأتوب إليه وأستغفره،

فَاتَّقُوا اللهَ -أَيُّهَا المُؤمِنُونَ- وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ،

 

 وَأَطِيعُوا اللهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُم تُرحَمُونَ

 

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً

 

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ،

 

اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

 

وَارْضَ اللَّهُمَّ عن خُلَفَائِهِ الرَّاشِدِينْ: أَبِي بَكْرِ، وعمرَ، وعثمانَ، وعليٍّ؛ وعَن سَائِرِ أَصْحَابِ نَبَيِّكَ أَجْمَعَينِ، وَعَنِ التَّابِعِينِ، وَتَابِعِيهمْ بِإِحْسَانٍ إلى يَوْمِ الدِّين،

 

اللَّهم أعِزَّ الإسلامَ والمسلمينْ، وأذِلَّ الشركَ والمُشرِكِينْ، وَدَمِّرْ أَعْدَاءَ الدِّينْ، وَانْصُرْ عِبَادَك المُوَحِّدين،

**

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلّاً لِّلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ

***

 رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ

 

 رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

 

 

 

يَا عِبِادَ اللهِ

إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَى

 وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”

 

اَقِمِ الصَّلَاة

 

 


83.Hutbe:Bir iyiliği hakir görme
İzlenme : 374

82.Hutbe:En faziletli amel hangisidir ey nebi?
İzlenme : 321

81.Hutbe-İslam’dan çıkartan en tehlikeli on madde
İzlenme : 360

80.Hutbe-Bu yedi hususu biliyor musun?
İzlenme : 397

79.Hutbe-Saklı putlarını kır
İzlenme : 346

78.Hutbe-Cennette nebiyle beraber olacaklar
İzlenme : 248

77.Hutbe-Çocukların kalbine ekilmesi gereken yedi tohum
İzlenme : 235

76.Hutbe-Af ve rahmet peygamberinin hayatından örnekler
İzlenme : 202

75.Hutbe-Tin suresinin düşündürdükleri
İzlenme : 223

74.Hutbe-Fatiha Suresinin düşündürdükleri
İzlenme : 236

73.Hutbe-Niçin okumalıyız?
İzlenme : 238

72.Hutbe-Çağdaş Haçlı Seferleri
İzlenme : 200

71.Hutbe-Din nasihattır
İzlenme : 242

70.Hutbe-Mutluluğa giden yol
İzlenme : 382

69.Hutbe-Lokman’ın oğluna vasiyeti
İzlenme : 338

68.Hutbe-Günahlarımızı unuttuk
İzlenme : 377

67.Hutbe-Ebu Bekir Sıddık (r.a.)
İzlenme : 392

66.Hutbe-Beni işiten var mı?
İzlenme : 404

65.Hutbe:Muharrem ayının fazileti ve bidatleri
İzlenme : 396

64.Hutbe:Allah mı hayırlı yoksa ortak koştuklarınız mı?
İzlenme : 347

63.Hutbe:İbrahim aleyhi selam ve Kavmi
İzlenme : 392

62.Hutbe-2016 Kurban Bayramı Hutbesi
İzlenme : 355

61.Hutbe-Musa’nın Kavmi (2)
İzlenme : 397

60.Hutbe-Musa’nın Kavmi (1)
İzlenme : 328

59.Hutbe:Nuh’un Kavmi
İzlenme : 400

58.Hutbe-Medyen Kavmi
İzlenme : 419

57.Hutbe-Semud Kavmi
İzlenme : 456

56.Hutbe:Allah beni seviyor mu?
İzlenme : 483

55.Hutbe-Bir yiğit olarak Habibu Naccar
İzlenme : 406

54.Hutbe-Ramazandan sonra ki görevlerim
İzlenme : 373

53.Hutbe-Ramazan bayramı hutbesi (2016)
İzlenme : 478

52.Hutbe-Cennetin sekiz kapısından girenler.
İzlenme : 1282

51.Hutbe-Kadir gecesinin fazileti
İzlenme : 487

50.Hutbe-Cennete girebilmek için 30 sebep
İzlenme : 530

49.Hutbe-Müslüman olmam neyi gerektirir?
İzlenme : 492

48-Hutbe-Ramazan ayını nasıl karşılamalıyız?
İzlenme : 409

47.Hutbe-Ah bu dünya hayatına keşke dönebilseydim
İzlenme : 426

46.Hutbe-Siz ki en hayırlı ümmetsiniz
İzlenme : 398

45.Hutbe-Ben müslümanlardanım.
İzlenme : 424

44.hutbe-Onun ahlakı Kuran’dı.
İzlenme : 387

43.Hutbe-Kuran’ın üç topluluğu
İzlenme : 372

42.Hutbe-Cennetin anahtarları
İzlenme : 378

41.Hutbe-Rasulullah Taif’te.
İzlenme : 396

39.Hutbe-Peygamberin hataları tedavi etme yöntemi
İzlenme : 391

38.Hutbe-Cuma gününün faziletleri
İzlenme : 392

37.Hutbe-Kaç ilaha ibadet ediyorsun?
İzlenme : 365

36.Hutbe-Fitneler karşısında nasıl sebat edebilirim?
İzlenme : 360

35.Hutbe-İmanın kaideleri
İzlenme : 416

34.Hutbe-2015 Kurban bayramı hutbesi (İsmai’li anlamak)
İzlenme : 374

33.Hutbe-2015 Ramazan bayramı hutbesi
İzlenme : 371

32.Hutbe-İslam’ın kaideleri
İzlenme : 357

31.Hutbe-İmanın tadına nasıl ulaşabilirim?
İzlenme : 398

30.Hutbe-Firavun Ve Dostları
İzlenme : 356

29.Hutbe-Allah’a ibadet edin tağuttan sakın.
İzlenme : 399

28.Hutbe-Bana nasihat eder misin?
İzlenme : 365

27.Hutbe-Babacığım şeytana itaat etme.
İzlenme : 343

26.Hutbe-Fil suresinin düşündürdükleri
İzlenme : 350

25.Hutbe-Rabbine sığınan yedi gencin öyküsü
İzlenme : 363

24.Hutbe-Gençlere çok seveceği 21 nasihat
İzlenme : 359

23.Hutbe:Bu gidiş nereye?
İzlenme : 364

22.Hutbe-Kurtuluş Kapısı
İzlenme : 364

21.Hutbe-Kıymeti bilinmeyen beş büyük nimet
İzlenme : 358

20.Hutbe:Vakti gelmedi mi?
İzlenme : 361

19.Hutbe-Asr suresinin düşündürdükleri
İzlenme : 336

18.Hutbe-Seni ibadetten alıkoyan nedir?
İzlenme : 346

17.Hutbe-Kurtuluşa eren fırkanın akidesi
İzlenme : 353

16.Hutbe-Sen Allah’ın tanımladığı müslüman mısın?
İzlenme : 365

15.Hutbe-Hevasını ilah edineni gördün mü?
İzlenme : 959

14.Hutbe Sizi sekar cehennemine ne sürükledi?
İzlenme : 810

2015 Kurban Bayramı Hutbesi-Ubeydullah Arslan
İzlenme : 812

13.Hutbe-Allah’la beraber başka bir ilah mı var?
İzlenme : 784

12.Hutbe-Bugün mülk kimin?
İzlenme : 780

11.Hutbe-Mahşer gününde evin nerede olacak?
İzlenme : 698

10.Hutbe-Allah’a karşı samimi misin?
İzlenme : 638

9.Hutbe-Kıyamet için ne hazırladın?
İzlenme : 708

8.Hutbe-Allah’ı terk edip şeytanları dost edindiler.
İzlenme : 651

7.Hutbe-Şüphesiz ki Sen dosdoğru yola iletirsin.
İzlenme : 679

6.Hutbe-Toplumda ki en yaygın şirkler
İzlenme : 974

5.Hutbe-Kulluk ancak Allah’a olur
İzlenme : 794

2015 Ramazan Bayramı Hutbesi-Ubeydullah Arslan
İzlenme : 795

4.Hutbe-Dinde bilinmesi gereken Üç Esas
İzlenme : 777

3. Hutbe-La İlahe İlallah’ın anlamı ve şartları
İzlenme : 709

2.Hutbe:"Şirkten Sakındırma"
İzlenme : 794

1.Hutbe: "İlkin Tevhid"
İzlenme : 907
Eklenme : 30/06/2016 17:26 İzlenme : 356
Oylama :     Uyarı : Oy verebilmek için üye girişi yapmanız gerekir
Link :
Yorum : Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız...
Giriş için tıklayınız...




Paylaş Delicious Stumble


Yunus:109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

 

 

 

 

 

Davet