Üye Paneli
E-posta :
Şifre :
» Şifremi Unuttum
» Üye Olmak İstiyorum...
Duyuru Listesi
Ad Soyad
E-posta

İstatistik

Bugün : 269
Dün : 522
Bu Ay : 17903
Geçen Ay : 9524
Toplam : 2898324
 
  » Onlar hiç bir zaman sözlerini değiştirmediler

 

ONLAR HİÇ BİR ZAMAN SÖZLERİNİ DEĞİŞTİRMEDİLER.
 
Ubeydullah Arslan/İslamabad İslam Üniversitesi
 
       Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selâm Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, ashabının üzerine olsun. Allah’a doğru giden yolcuların, dine davet eden gurabanın, sırat-ı müstakimle yol gösteren davetçilerin, davet yolunda düşmanları, hasetçileri olur.
 
       İhlâslı ve başarılı davetçiler davet önündeki bu sıkıntılardan ancak Allah’ın yardımıyla kurtulur. Kurtuluşa erenler; insanlar değişirken değişmezler, asla hakkın yolundan sapmazlar. —Onlar hiç bir zaman sözlerini değiştirmediler.-(Ahzab–23)
 
      Değerli Kardeşim! İslam beldeleri büyük krizler, çeşitli tuzaklar, farklı coğrafyalarda işgaller neticesinde, Hilafetten, İslam devletinden uzaklaştırılarak, batıl beşeri rejimlere, küfür akidelere, sapık düşüncelere sevk edilmiştir.
 
       Değerli Kardeşim! Ümmet dinden, akideden, davetten, sahih din anlayışından uzaklaştırılarak, kolay yenilir bir lokma haline getirilmiştir. Sonra ümmet uluslara bölünerek, cetvelle ülkelere bölüştürülüp, küçültülerek, etkisizleştirilmiştir.
 
        Değerli Kardeşim! Ancak tüm bunlara rağmen ümmet; vahyin nurunu, nebevi davetin çağrısını terk etmemiştir. Kendi içinde bir avuç guraba olarak; direnişine devam etmiş, neslini korumuş, halka dinin değerlerini sevdirmiş, beşeri dinlerin iflasını tanıtarak yeniden bir uyanış yakalamıştır.
 
       Değerli Kardeşim! İşte bu zaman diliminde ihlâslı müslümanlar asla değişmedi, sırat-ı müstakimden ayrılmadı, küfrü seçmedi, batıla kaymadı, haktan uzaklaşmadı, şeytanın dostu olmadı. Rabbinin yüklediği sorumluluk bilincini kaybetmedi. En zor şartlarda dinine sahip çıktı, neslini himaye etti, kuranı ve sünneti öğretti, islamın nurunu kalplere nüfus ettirmekten geri kalmadı. 
 
      Değerli Kardeşim! Allah ayette buyurur:-Gevşemeyin ve üzülmeyin eğer müminlerseniz üstün gelecek sizlersiniz- (Ali İmran–139) Allah; dinde gevşeklik etmeyip ihlâsla tutunan, iman esaslarını koruyan kullarına galibiyeti vaad ediyor.
 
      Değerli Kardeşim! Nusretin yolu; iman ve Allah yolunda çalışmaktan/davet etmekten geçiyor. Nice müslümanlar çalışmak yerine, mübarek yolda kullanmak için aldıkları dillerini müslümanların aleyhine oynatarak, dine ve ümmete zarar vermektedir. Yine nice müslümanlar düşmana karşı güç hazırlamak yerine, kardeşinin gücünü kırmak için çabalamaktadır. Böylece; düşmana gerek kalmadan, müslüman müslümanı etkisizleştirmekte, azmini kırarak davetten alıkoymaktadır.
 
       Değerli Kardeşim! Müslümanların içinde yaşadığı zaman fiten dönemidir. Bu dönemde islamın hak yüzü batıl, batılın yüzü hak olarak gösterilmektedir. Küfür ve şirk; her yeri sarmış batıl iğrenç dişini her mümine geçirmiş görünüyor. Sahih rivayette geldiği gibi -dine tutunan köz tutan bir el gibidir- Dine sarılan ateşe sarılmış gibi acılar tadıyor. Hakka sarılan çeşitli lakapla ve cemaatle anılmakta gözden düşürülmektedir. Facir salih, kâfir müslüman, düşman dost, mücahid terörist gösterilmiştir.
 
        Değerli Kardeşim! Yalan bir tarih yazılarak sahtekârlar kahraman, kahramanlar ise sahtekâr tanıtılmıştır. Şeytan azdırdığını azdırarak, yoluna dost edinmiş, azdıramadığına şüpheler ve tereddütler vererek, haktan uzak tutmuştur. Cahiller konuştukça islam etrafında fitne rüzgârları eserek kalpleri saptırmıştır. Ancak tüm bunlara rağmen ihlâslı muvahhid müminler asla bu değişimde değişmemiş Rabbani çizgiden sapmamış, Selefin yolunda sebat etmiştir. Onları hakta sebat ettiren temel etken; ihlâs ve ilimdir.
 
 
         Değerli Kardeşim! Mekke’de en zor anda, tevhide ve peygambere sarılan ashab gibi, günümüzde de; tevhide ve sünnete bağlı kalan müminler, herhangi bir değişimden geçmemiştir. Bu kimseler; bir avuç guraba olsalar da -Kuranın ve Sünnetin yolunda, selefin anlayışında sebat etmiştir. Asla değişmemişlerdir. Zira onların değişimine; mani olan temel unsur; dini sahih kaynaklarla ve âlimlerin çizgisinde anlamalarıdır. Bir topluluk bu iki asla sarıldıkça doğru yoldan sapmayacaktır. Allah, bu çizgiyi koruyanlara hayrın, bereketin, saadetin kapılarını açacak, sahih istikametten ayırmayacak, katından bir iman ve nusretle destekleyecektir.
 
        Değerli Kardeşim! Tabi bununla beraber kimileri, sahih dinden uzaklaşmış, gevşeklik göstermiş, batıla kayarak çizgisini değiştirmiş, Allah’ın dinine ve davetçilerine karşı düşmanlık göstermişlerdir. Şirki ve küfür düşünceleri ve dinleri kabullenerek Allah’ın şeriatının önüne almışlardır. Hakkın haklı deliline ve hüccetine karşı tuzaklar kurarak, kalemler oynatarak, silahlar kuşanarak, mücadele etmişler, münkeri maruf, şirki tevhid, batılı hak, doğruyu yanlış, sünneti bidat, cihadı kıtal göstermişlerdir. Bu kimseler kıyamete kadar da olacaktır. Hak ehlini başka isim ve sıfatla tanıtmaya daima devam edeceklerdir de. Burada bize düşen sebat etmektir. Haktan batıla doğru bir değişime, asla izin verilmemelidir.
 
        Ey istikamet üzere sebat eden, hidayete tabi olan, rızasına kazanmaya çalışan, imanla direnen, ilimle yol gösteren, cihadla mücadele eden, kalemle hakkı beyan eden, davetle aydınlatan imanla gururlanan, sünnetle yetinen, nefsini arındıran, namazla kurtuluş arayan, nasslara bağlı kalan, ahlakını ve edebini muhafaza eden, çevresinin karanlığına karşı direnen, iyiliği emreden kötülükten sakındıran, dostlarını iman ehlinden seçen düşmanına tavır koyan, kardeşini affeden ve seven, onun hayrını ve huzurunu isteyen kardeşim! 
 
         Ey hicabını himaye eden, onunla onur duyan arzusunu bir kenara atarak selefi yolunu menhec edinen kardeşim sabret, Allah’a hamd et, onu birle, emrine tutun, ilimle yol al, daveti terk etme, güzel ahlakla hareket et. Şüphesiz ki senin yolun hayırda ve doğru üzerindedir. Rabbim seni ve yolunu mübarek etsin seni razı olduğu söz ve amelde sebat ettirsin. Rabbim ayağına sebat, diline kuvvet, azmine gayret, davetine rahmet, versin seni değişenlerden değil sebat edenler kılsın Şüphesiz ki Allah duayı işiten ve icabet edendir.  
 
 
 
 
 
 
Diğer Araştırmalar :

» Kevserî Cehmiyye Okulu’nun İbn Teymiyye’ye yönelik haksız suçlamasının değerlendirilmesi

» Dinler Birliğine Davet konusunda bir araştırma

» Alimlere uymak şirk midir! bir araştırma

» İçinde köpek ve resim olan eve melekler girmez hadisi hakkında

» Yaratmak ta Emretmek te Allah’ın Hakkıdır

» Üç Usul İle Tevhide Vusul

» La İlahe İlallah’ın Şartları ve Anlamı

» Bir Toplum Kendini Değiştirmezse Allah’ta Onları Değiştirmez

» Sahih Akideye muhalif sözler

» Sihir ve Nazardan korunmak için 10 SEBEP

» Sorularla 3 Esas Şerhi

» Sorularla 4 Vacibin Şerhi

» Niçin Selefiyim

» Muhafazakâr ve Kemalist Düşüncelerin Laiklik Anlayışına Bakış

» Kuran ve Sahih Sünnetten Âkide Dersleri

» Kötü Zan ve Asılsız Haberlerin Tespiti

» Kâfirun Suresinin Tefsiri

» İşte Sevgili

» İslam Kardeşliği

» İran’ın Safevi Farisi’nin Hayalleri ve Ummu’l Kura Nazariyesi

» Lübnan Hizbullah’ının Öyküsü

» Davet ve İslahta Selefin Kriterleri

» Allah’ın Uluvluk/üstte oluş Sıfatı

» Allah’a Sadık Olmak

» 125 Soruyla Abdest ve Namazı Öğreniyorum

» Âkidetu’l Vasıtiyye’den Akide Dersleri


Okunma Sayısı : 1616
Paylaş Delicious Stumble

Yunus:109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

 

 

 

 

 

Davet