Üye Paneli
E-posta :
Şifre :
» Şifremi Unuttum
» Üye Olmak İstiyorum...
Duyuru Listesi
Ad Soyad
E-posta

İstatistik

Bugün : 163
Dün : 3076
Bu Ay : 23653
Geçen Ay : 35734
Toplam : 2825886
 
  » Sahih Akideye muhalif sözler

 

 
 
 
 
 
Ubeydullah Arslan
InternationalIslamicUniversity
 
 
  
Ukbe bin Âmir el-Cûheni (r.a.) rivayet eder, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: Kim kurtuluşa erecektir? Diye sordum, Peygamber şöyle buyurdu: Dilini tut, evinde otur, günahların için ağla. (Ahmed-Tirmizi, Elbani sahih)
 
 
 
 
 
بسم الله الرحمن الرحيم
 
Hamd Allah’a salât ve selâm, Resulüne, tahir ashabının üzerine olsun. Bu muhtasar çalışmamda konunun önemine binaen, sahih akideye muhalif sözleri ve lafızları araştırdım.
 
Bir gün bir kardeşim; cenaze taşınırken peygambere salâvat sözü dinde var mıdır? diye sordu, kardeşime cevaben: bu sözün dinde olmadığını sonradan dine sokulduğunu, sakınmak gerektiğini, Peygamberin ve ashabının böyle bir amel yapmadığını ifade ettim. Ancak bu güzel soru dikkatimi çekmiş, beni düşündürmüştü. Yaşadığımız toplum tarafından uygulanan binlerce konular vardı, hem de şirke, bidate sürükleyen sözler ve lafızlardı.
 
Birkaç gün sonra, kendi kendime acaba bu gibi sözleri toplasam, bir araya getirsem, hayırlı olmaz mı diye düşündüm. Bu konuda Allah’a dayandım, kararımı verdim, bu mütevazı muhtasar araştırmayı yazmaya başladım.
 
İtikadi tehlike içeren bu sözleri, Ehl-i Sünnet Akidesi ve Dinin temel usulleri çerçevesinde dilim döndüğünce açıklamaya gayret ettim. Rabbim’den bu kısa araştırmamı mizanıma hasenat olarak yazmasını dilerim. Şüphesiz ki O duayı işitir ve icabet eder.
 
 
 
 
 
Ubeydullah Arslan
InternationalIslamicUniversity
31 Ekim 2012 Çarşamba
 
 
 
Değerli kardeşim!
İnsanların kendi aralarında, erkek olsun kadın olsun konuşurken kullandıkları nice kelimeler vardır ki; Sahih akideye, Şeriatın ilkelerine, Dinin aslına muhaliftir. Eğer iman ve ilim ehli kimseler, bu kelimeleri ve lafızları işitse, derileri titrer, kalpleri ürperir, akılları durur. Çünkü bu kelimeler, Allah’ın gazabını çekmeye, cehenneme düşmeye kapı açar.
 
Değerli kardeşim!
İslam, batıl sözleri ve inançları kaldırmak, yerine hakkı hâkim kılmak için gönderilmiştir. Müslüman; bu çerçevede, sözlerine ve inançlarına dikkat etmeli, Kuranın ve sünnetin sahih dairesinden dışarı çıkartacak bir söz söylememelidir.
 
Müslüman, konuşmasında maslahat görmedikçe konuşmamalı, konuşunca da ancak hayır konuşmalı yahut susmalıdır.
 
Öyle ki; tarihte bir kelimeyle harpler olmuş, insanlar katledilmiş, evler yıkılmış, beldeler tarumar olmuştur. Yine bir kelimeyle barışlara adım atılmış, bir kelimeyle küfre düşülmüş, bir kelimeyle cehenneme müstahak olunmuş, bir kelimeyle bidatler işlenmiştir.
 
Bununla beraber; bir kelimeyle hayırlar, cennetler, bereketler, mutluluklar kazanılmıştır. Örneğin bir kelimeyle -kelime-i tevhidle- müslüman olunmuş, cennet elde edilmiş, bir kelimeyle tevhid aydınlığına adım atılmış, bir kelimeyle karanlıktan aydınlığa ulaşılmış, bir kelimeyle -Allahu Ekber’le- namaza başlanmış, salih amellere adım atılmıştır.  Kelimeler, bu kadar güçlüdür, hayata yön verir, akılda ve kalpte devrimler oluşturur, hüznü ve sevinci tattırır.
 
 
 
Değerli kardeşim!
Allah, söylenen her sözü işitir, kayıt eder, hesap günü geldiğinde kulun önüne koyar. Bu nedenle kelimeleri seçerken titiz olmalısın, sahih akideye muhalif konuşmamalısın, hakkı telaffuz etmelisin. Allah ayetinde buyurur:
 
اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ ﴿14﴾
 
مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَق۪يبٌ عَت۪يدٌ ﴿18﴾
 
Ebu Musa el-Eşari rivayet eder, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e; “Hangi müslüman en hayırlı diye sordum, Bana–Müslümanların dilinden ve elinden emin olduğu kimse buyurdu.” (Buhari-Muslim)
 
İmam Şafi (r.h.) der ki: “Müslüman konuşmak isterse konuşmadan önce düşünmesi gerekir, eğer sözünde maslahat varsa konuşur, eğer konuşacağı sözün maslahat şüphesi varsa konuşur aksi halde –konuşmanın fayda vereceğine kanaat getirene kadar- susar.”
 
Sehl bin Sad rivayet eder, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem:“Kim bana sakalıyla dizkapağı arasına garanti verirse, bende cenneti garanti ederim.” (Buhari)
 
İnsan, bu nedenle sahih akideye muhalif kelimelere ve lafızlara dikkat etmeli, kendini hüsrana düşürecek söz ve amelden sakınmalıdır. Azalar içinde, kalpten sonra en tehlikeli aza dildir. Dil, gayet tehlikeli, gayet önemli, korunması gereken bir azadır. Çünkü dilin hareketi hafif, fakat etkisi ve yaptırımı çok güçlüdür.
 
Ebu Hureyre (r.a.) rivayet eder, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: Şüphesiz ki kul; hayır veya şer olduğunu bilmediği bir kelimeyi konuşur, böylece doğu ve batı kadar uzak bir ateşe atılır. (Buhari)
 
Ebu Hureyre rivayet eder Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur; Kul aklında olmayan Allah’ın rızasını kazanan bir kelime konuşur, Allah onun ecrini artırır, yine kul; aklında olmayan Allah’ın gazabını çeken bir kelime konuşur cehenneme atılır. (Buhari)
 
Sufyan bin Abdullah rivayet eder, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e; “Ya Resulullah bana doğru yola ulaşmam için bir söz söyler misin?- dedim, Bana: -Rabbim Allah de, sonra istikamet üzere ol- buyurduktan sonraPeygamber’e: -Ya Resulullah benim için en çok neden korkarsın? Dedim, Bana: -Dilini tuttu, bundan dedi.” (Tirmizi-Nesâi, ibn Mâce-Hasen sahih)
 
Ebu Hureyre(r.a.) rivayet eder, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur; “Bir kimsenin islam güzelliği kendisini ilgilendirmeyen(konuşmayı) terk etmesidir.” (Tirmizi-İbn Mâce)
 
Ummu Habibe(r.anha) rivayet eder, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur; “İnsanoğlunun her söylediği söz lehine değil aleyhinedir. Ancak iyiliği emreder, kötülükten sakındırır, Allah’ı zikrederse (bunlar) müstesnadır.” (Tirmizi-İbn Mâce)
 
اِذْ تَلَقَّوْنَهُ بِاَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِاَفْوَاهِكُمْ مَا لَيْسَ لَكُمْ بِه۪ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُ هَيِّنًاۗ وَهُوَ عِنْدَ اللّٰهِ عَظ۪يمٌ ﴿15﴾
Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Hâlbuki bu, Allah katında çok büyük (bir suç) tur.
 
Rivayet edilir, salih bir kimse; Lokman -aleyhi selam’a- bir kurban kesmesini, sonra da en hayırlı azalarını getirmesini istemiştir, Lokman -aleyhi selam’da- kalp ve dili getirmiştir, sonra en zararlı azaları getir demiştir, Lokman -aleyhi selam- gene kalp ve dili getirerek şöyle demiştir: Eğer bu iki aza düzelirse, beden düzelir, kötü olursa beden de kötü olur. İşte dil bu kadar önemli ve tehlikeli bir azadır.
 
Doğru konuşmak, dili kötü sözden muhafaza etmek, hakkında ilmimiz olmadığı konuda konuşmamak, dili batıldan korumak, hayırda konuşmak batılda sukut etmek imanın alametidir. Ebu Hureyre rivayet eder Resulullah sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurur; “Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin ya sussun. (Buhari ve Muslim)
 
Davut aleyhi selam der ki; “Eğer konuşmak gümüşse, sukut altındır.” İşte dil ve onun açacağı yara bu kadar önemlidir.
 
Sahabiler, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den aldıkları yüce nebevi ahlak gereği konuşmadan önce kelimeleri ağızlarında tutarlar, eğer güzelse bir bal gibi çıkartır, acıysa yutardı.
 
Ebu Bekir Sıddık(r.a.) dilini tutar, sonra şöyle derdi; bu beni hedefe ulaştırandır. İşte bu celil sahabiler, dillerini İslam’ın yücelmesi yolunda kullanırdı. Onların dilleri ancak hayır konuşur, iman ve salih amele davet ederdi. Dilleri, tevhide çağırır, Allah’ı zikrederdi. Onların; dilleri hayırda gözleri şehadette idi.
 
Abdullah ibn Mesud der ki; “Dilim bir vahşi hayvandır, eğer serbest bırakırsam beni yer.”
 
Ömer ibn Hattab der ki: “Ey Dil! pişman olmadan önce hayrı konuş ve karlı ol, sukut et emin ol”
 
Maalesef bugün pek çok müslüman din dışı sözlere ve inançlara inanmaktadır. Öyle ki; bazıları, batıl hurafeleri doğru zannetmekte, hatta ve hatta birçok kimse bunu din adına samimi bir şekilde savunmakta ve bu davranışını “hakiki islam” bunlara karşı çıkmayı ise “dinden uzaklaşma” “sapıklık” “Vehhabilik” olarak görmektedir.
 
Baykuşun ötmesinden, kurbağanın sesini yükseltmesinden, yıldız kaymasından, göz seğirmesinden, burun kaşınmasından, kulak kızarmasından nice mana ve hükümler çıkarmaktadır. Cuma gecesi ev temizlemenin, cumartesi günü de çamaşır yıkamanın uğursuzluk getireceğine inananların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.
 
İnsanlar, peygamberlerden zaman bakımından uzaklaştıkça eski dinlerden kalma bazı inanç, âyin ve âdetleri yeniden canlandırmışlardır. Böylece peygamberlerin tebliğ edip açıkladığı Tevhid inancından uzaklaşarak, eski batıl inançlarına yeniden dönmüşlerdir.
 
Bu önemli beyanlardan sonra mutlaka sözlerimizin altında yatan ve yansıyan tehlikeleri araştırmak gerekiyor. Konuştuğumuz kelimelere iyi bakmalı, eğer Allah’ın rızasına, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem uygulamasına, kuran ve sünnetin haber verdiklerine uygunsa konuşmalı, yok eğer Allah’ın gazabını ve azabını çekense, terk etmeli, aksi halde dilin çilesi büyüktür.
 
Bu nedenle şimdi şu vereceğim örnek kelimeler ve lafızlar sahih akideye, Kuran ve Sünnet yoluna muhaliftir, terk edilmesi vaciptir. Rabbim cümlemizi bu sözlerden korusun.
 
1-Allah’tan başkasının adına yemin etmek.
Allah’ın dışında bir varlık adına yemin etmek, sahih akideye, sahih sünnete, selefin öğretilerine muhaliftir. Örneğin vatan-millet-namus üzerine yemin etmek batıldır, sahih akideye muhaliftir. Bu nedenle dinde olmayan, batıl yeminden kaçınmak gerekir.
 
Örneğin, Nebinin adına, Kâbe’nin adına, Filan efendinin adına, çocuğumuz adına, ekmek adına, baş-göz adına yapılan tüm yeminler batıldır, sahih akideye zıttır.
 
Müslüman, bu yeminden sakınmalı, Allah’ın dışında bir varlığın adına yemin etmemelidir. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sahih hadiste şöyle buyurmuştur; “Kim bir yemin edecekse ya Allah adına yemin etsin ya da sussun.” (Buhari-Ahmed) 
 
Bir kimse Allah’ın adını terk ederek, başka bir varlığın adına yemin ederse yemin ettiği varlığı yüceltmiş olur ki; bu hususta Allah’tan başka yüceltilecek kimse yoktur.
 
2-Allah’a sövmek
Allah’a sövmek, Allah’a karşı yapılan en büyük küfürdür. Eğer bir müslüman kimse, Allah’a söverse kâfir olur, müslüman mezarına bile gömülmez.
 
İshak b. Rehavey(r.h.): “Kim şunlardan birine Allah’a, Resule, islam Dinene söverse velev ki Allah’tan indirileni doğrulasa da icmayla kâfirdir.”
 
İmam İbn Teymiyye(r.h.) Sârimu’l Meslul’da “Allah’a ve Resulüne söven kimsenin kâfir olduğunu” söyler. 
 
 
Günümüzde ne kadar da çok Allah’a, Resulüne, Dinine söven insan görürüz. Çarşıda, alış veriş marketlerinde, stadyumlarda, parklarda, kafeteryalarda, yollarda… Kavga eden gençler hemen Allah’a sövmekte, böylece iman dairesinden küfür çukurlarına düşmektedir.
 
Kavga ettiği tartıştığı insana sövmeye cesaret edemeyen cahiller, hemen Allah’a sövmekte küfre düşmektedir. Bu gençler tevbe edip, yeniden kelime-i şehadet getirmedikçe, küfür içindedir. Allah gençliğimizi muhafaza buyursun, onları şeytanın tuzaklarına ve oyunlarına alet etmesin.
 
Bu konu açılınca bir hususu hatırladım, onu aktarmak istiyorum, gerçekleştirdiğim bir seminerimden bir bölümü, dinlenmesi için kişisel web sayfama ve sosyal medya Youtube atmıştım.
 
Seminerimde Ziya Gökalp’ın ibretlik ölüm anını ve kafasını duvara vura vura Allah’a söverek öldüğünü anlatmıştım.  Tabi ırkçı zihniyetler; videonun altına “Allah’a, Resulüne, Dinine, şahsıma, aileme, konuşma şiveme” akıl almaz ve edepsizce sövdüklerine şahit oldum. İnsanlar dilleriyle cehennemi satın alıyor, dilleriyle azabı üzerlerine çekiyorlar. Madem verdiğim bilgiye inanılmadı sövmek mi gerekirdi, doğru bilgiyi yazmak gerekmez mi? Bunu yapanlar okumuş-cahillerdi.
 
3-Allah’ın ismiyle veya ayetiyle, Resulünün sözüyle, Kuran’ın haberiyle, İslam’ın hükmüyle alay etmek.
Allah’ın ismini, ayetini, İslam’ın kutsallarını alaya alarak konuşmak dalga geçmek küfürdür. Zira bu Allah’ı, ismini, sıfatını hafife almak, küçümsemektir. Bilelim ki; Kim olursa olsun alaya aldığınız kimse alaydan razı olmaz. Bir insan en sevdiği arkadaşını alaya alsa ondan tepki alır.
 
 
Peki, yüceliği, azameti Vahidu’l Kahhar, Samed ve Tevvab olarak bilinen Allah’ın ismini ve sıfatını alaya almak olur mu?
 
Yapılan hatalardan örnekler verirsek, örneğin Gafur ismini bir dizide komik bir sanatçıya vererek, o ismi alaya almak, İslam’ın kutsal ayı Şaban’ı bir ferde vererek alaya almak, Kuran’ın başörtüsüyle alakalı örtünme emrini çağdışı ve saçma bir hüküm olarak görmek, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sözüyle ve sakalıyla dalga geçmek, İslam şeriatının emriyle ve hükmüyle alay edici sözlerle konuşmak açık bir küfürdür.
 
Sahih akideyi kabul edenlerle, etmeyenler arasındaki kavga, tarih boyunca sürüp gelmiştir. Peygamberlerin izinden giden gerçek din âlimleri ve salihler; batıl inanç ve hurafelerle mücadeleye devam etmişlerdir.
 
Ancak her devirde ve her toplumda, yanlışa ve batıla sapanlar daima olagelmiştir. İstihza’da bu sözümüze en çarpıcı örnektir. Zira istihza/alay etmek hafife almak ve küçümsemektir. Allah’ın isimleri, ayetleri, dini, Resulü alaya alınmayacak kadar yücedir. Bunu bilerek yapan kimse kâfir olur. Allah ayetinde şöyle buyurur:
 
قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰيَاتِه۪ وَرَسُولِه۪ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِؤُ۫نَ ﴿65﴾ لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْۜ
De ki: Allah ile O’nun ayetleriyle ve O’nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?  (Boşuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. (Tevbe 65–66)
 
Allah ayetiyle ve Resulüyle alay eden kimselerin kâfir olduğunu haber veriyor. Bir başka ayete şöyle buyurulur:
 
اِنَّ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَۘ ﴿29﴾ وَاِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَۘ ﴿30﴾
 
Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi. Onlarla karşılaştıklarında kaş göz hareketiyle alay ederlerdi. (Mutaffifin–29–30)
 
Allah, günahkârların iman edenlerle alaya ettiklerini, dalga geçtiklerini güldüklerini haber veriyor. Tarih boyu günahkârlar kendilerini üstün görmüş iman edenleri aşağılamıştır. Bu yolda küfür kelimeler kullanmışlardır.
 
4-Çağdaşlık, kalkınmak, batıyı örnek almak adı altında dine düşmanlık etmek, dinin kutsallarını alaya almak, şeriatı küçümsemek.
Son asırda; İslam’a, Peygamberine hakaret etmek doğal görülmüş, batı yaşamı ve kültürü örnek gösterilerek müslüman nesil saptırılmıştır.
 
İslam düşmanlarının bu hususta söylediği sahih akideye muhalif en meşhur sözler şunlardır: “Bu çağdışıdır, bu gericiliktir, bu çağdaş yaşama muhaliftir, bu kanun kadın erkek eşitliğini çiğnemektedir, Din afyondur, Allah tatilde Muhammed uyuyor, İslam gericiliğin adıdır, kahrolsun Şeriat…” Bu sözler sahih akideye muhaliftir. Bu sözleri söyleyen kimse küfre düşer. Eğer müslümansa dinden çıkar yok eğer zaten değilse de küfrüne küfür katar.  
 
Bu sözler Allah’a zarar vermez ancak söyleyene zarar verir. Bu sözlerde, dinle alay etmek, Allah’a karşı düşmanlık göstermek, aklı putlaştırmak ve islam’a nefret duymak vardır.
 
 
 
 
Türkiye’de başını örten kız öğrenciye okuma hakkı vermeyen bir zihniyetin son temsilcisi olan ayrıca her tükürdüğünü yalayan ve milleti kandıran Süleyman Demirel’in bir zamanlar Başörtülü okumak isteyen genç kızlar, İran’a gitsin sözü açık bir alaydı, müslüman nesli ve sahiplendiği kutsal emri hafife almaktı.  Açık bir küfürdü.
 
Yine Eski Cumhurbaşkanı Ahmed Necdet Sezer’in yıllar önce bir ramazan ayında -oruçlu mazlum bir milletin huzurunda- eline bir bardak su alarak, herkesin gözü önünde, medya karşısında, su içmesi, dinle alaya etmeye çok açık bir örnektir. Çankaya’da ayyaş gezinen bu varlık millete ihanet eden bir kimlik olarak anılmaktadır.
 
Yine Ergenekon sanığı Orgeneral Çetin Doğan’ın tasarladığı darbeden hemen sonrası muhalifleri-iman edenleri- bastırmak adına öngördüğü yerde ezme, ayakaltına alıp çiğneme talimatı açık bir küçümseme, güçle bastırma, katlama yeşil ışık yakmadır.
 
Geçmişte olsun günümüzde olsun birçok siyasi, asker, bürokrat, sanatçı, artist; İslam’ın hükmünü küçümsemiş, iman edenlerin sakalını, takkesini, inançlarını alaya almış, insan görmemiştir.
 
Ülkemizde son dönemlerde keşfedilen sırlara ve tuzaklara şahit olunca, iman edenlere yönelik nasıl kararlar alındığı, dine karşı nasıl eylemler gerçekleştirildiği, tuzaklar kurulduğu, müslüman ferdlere suçlar atılmak istendiği görülmüştür. Tüm bu gaddarca bakışın arkasında, Allah’a düşmanlık, İslam’a fırsat vermemek, dinle ve iman edenlerle alay etmek yatmaktadır.
 
5-Bir musibet, afet, deprem, fakirlik ardından Allah’ı suçlamak, ayıplamak, hesaba çekmek.
Örneğin Ya Allah neden? Neden ya Rabbi? Neden bizi seçtin? Neden Yahudilere azab indirmedin bize indirdin? Neden depremlere düşürdün? Neden seller gönderdin neden bunu yaptın? Neden beni fakir, kâfirleri zengin kıldın, Neden bana hastalık verdin kâfirlere sıhhat verdin, neden? Gibi sözler gayet tehlikelidir.
 
Bu sözlerde yerlerin ve göklerin sahibi her işini hikmetle ve muhteşemlikle yapan Allah’ı ayıplama, kınama, hesaba çekme olduğu kesindir. Bu müslüman bir kimliğe yakışmaz.
 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in küçük yavrusu İbrahim vefat ettiğinde acısı çok büyüktü, hüzünlendi, gözlerinden damla damla yaş aktı, ama asla Rabbini ayıplayacak, kınayacak bir söz söylemedi hatta şöyle buyurdu: “gözler ağlar kalpler hüzünlenir ya İbrahim ayrılığından dolayı ancak buna rağmen biz Allah’ı razı etmeyen bir söz söylemeyiz.”
 
İşte Nebevi eksen budur. Başa gelen musibette, acıda, dertte, asla sahih akideye muhalif söz söylemek gerekir.
 
Şiddetli Yağmur yahut Kar yağınca “Yağmur ve Kar hayatı felç etti Yahut kar hakkında -beyaz çile- gibi” dine muhalif söz söylemek bu kapsama girer. Zira yağmuru ve karı yağdıran Allah hikmeti gereği gibi layık olduğu kadar indirmiştir. Bizim bilmediğimiz ancak onun bildiği nice ilimler ve keşifler vardır.
 
Bu sözde Allah’ın hikmetine ve emrine müdahale etmek söz konusudur. O dilediğini yapar asla sorgulanamaz. O maliktir mülkünden hesaba çekilemez, o Kadir’dir kudretinden dolayı küçümsenemez, o hâkim’dir hikmeti ayıplanamaz.
 
6-Kadere sövmek.
Allah’ın ezeli ilmiyle kuluna yazdığı hayır olsun şer olsun kaderin hükmüne sövmek sahih akideye terstir. Örneğin iki nişanlı çiftin nişanı bozulsa, yahut evliliği boşanmaya sebep olsa söylenen şu söz gibi: “Benim kaderime bilmem ne edeyim, Kaderimin içine edeyim, kaderime tüküreyim, kader bana hiç gülmez ki, kaderim kara, kaderim kötü, kaderime isyanım var” Bu sözlerin tümü sahih akideye muhaliftir.
 
Yeryüzünde meydana gelen her şey Allah’ın emriyle, kaderiyle, hikmetiyle gerçekleşir? Allah yazdığı kaderde asla kuluna zulmetmez, kulun bilmediği ancak Allah’ın bildiği hayırlar bulunur, İlk bakışta şer gibi gözüken nice şeyler yaşamımızda hayır olarak dönmüş, nice hayır sandıklarımızda şer olarak dönmüştür. Kâinatta olup biten karede iman etmek vaciptir. Allah ayetinde bakınız ne güzel buyurur:
 
اِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ ﴿49﴾ وَكُلُّ صَغ۪يرٍ وَكَب۪يرٍ مُسْتَطَرٌ ﴿53﴾
Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.
Yaptıkları her şey kitaplarda (amel defterlerinde) mevcuttur. (Kamer–49–53)
 
Resulullah sahih Kutsi’de şöyle buyurur: Dehre/zaman sövmeyin ben dehrim- Allah geceyi-gündüzü her şeyi evirip çeviren insana en hayırlı kaderi yazandır.
 
7-Bir kimsenin kâfirlerin ihtişamına, zenginliğine bakıp kendisine verilen nimeti ve maddi geliri azımsaması, isyan ederek -Allah zenginin Allah’ıdır, fakirin Allah’ı değildir demesi.
 
Allah malı, mülkü, nimeti, parayı kullarına adil bir şekilde dağıtmıştır, her emrinde ve hükmünde hikmet vardır, insan onun ortaya koyduğu hikmeti anlamada acizdir. Eğer yeryüzünde tüm insanlar zengin olsaydı caddeleri süpürecek, cenazeleri yıkayacak, hastalara bakacak, sadaka verilecek kimse olmazdı.
 
Bu sözde Allah’ın Rezzak-Adil-Rahman gibi isimlerinin inkârı vardır. Bu büyük bir ilhadlıktır. Allah’ın rızkı-malı-mülkü kulları arasında adil bölüştürmediğini iddia etmek, ona karşı yapılan en büyük iftiradır. Allah, layık olana layık olduğu oranda muamele eder.
 
Allah’ın kullarından bazısının bazısına üstün olması bazı şeyde olurken, diğer bazı şeyde de diğerleri diğerlerinden üstün olabilir.  
 
Diyelim ki biri malda-mülkte- zengin iken başka biri ilimde-ahlakta-edepte-sıhhatte-kullukta zengin olmaktadır. Ölçü, iman ölçüsü olmalı, maddi zenginlik ölçüsü olmamalıdır.
 
Sonra yeryüzünde adaletsizliğin ve fakirliğin suçlusu olarak neden Allah görülür? Hiç bu dünya üzerinde sömürgecilerin, emperyalistlerin adaletsizliği, fakirleştirmesi, halkın madenlerini ve nimetlerini kaçırarak yok etmesinin nedeni neden sorulmaz?
 
O halde bu suçlamada art niyet bulunmaktadır diyebiliriz, gizli bir İslam düşmanlığı bu konuya sevk etmiştir, bu konuda Allah’ı suçlamanın maksatlı olduğu aşikârdır. Her şeye rağmen; bu sözler sahih akideye muhaliftir. Zira Allah ayetinde şöyle buyurur:
 
اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَت۪ينُ ﴿58﴾
Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.(Zariyat-58)
 
قُلْ يَجْمَعُ بَيْنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفْتَحُ بَيْنَنَا بِالْحَقِّۜ وَهُوَ الْفَتَّاحُ الْعَل۪يمُ ﴿26﴾
O, en adil hüküm veren, (her şeyi) hakkıyla bilendir.(Sebe-26)
 
 
قُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اَمَّنْ يَمْلِكُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَمَنْ يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَمَنْ يُدَبِّرُ الْاَمْرَۜ فَسَيَقُولُونَ اللّٰهُۚ فَقُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ ﴿31﴾
(Resulüm!) De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim malik (ve hakim) bulunuyor? Ölüden diriyi kim çıkarıyor, diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Her türlü) işi kim idare ediyor? "Allah" diyecekler. De ki: Öyle ise (Ona asi olmaktan) sakınmıyor musunuz?(Yunus–31)
 
وَجَعَلْنَا لَكُمْ ف۪يهَا مَعَايِشَ وَمَنْ لَسْتُمْ لَهُ بِرَازِق۪ينَ ﴿20﴾
Orada hem sizin için hem de rızıkları size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasıtaları yarattık.(Hicr–20)
 
 
قُلْ اِنَّ رَبّ۪ي يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ۟
De ki: Rabbim, dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden) kısar; fakat insanların çoğu bilmezler.(Sebe–36)
 
 
هُوَ الَّذ۪ي يُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ وَيُنَزِّلُ لَكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ رِزْقًاۜ وَمَا يَتَذَكَّرُ اِلَّا مَنْ يُن۪يبُ ﴿13﴾
Size ayetlerini gösteren, sizin için gökten rızık indiren O’dur. Allah’a yönelenden başkası ibret almaz.(Mümin–13)
 
8-Birbirlerine küs iki insandan birinin Eğer yerlerin ve göklerin sahibi semadan inse gelse ben bu adamla barışmam demesi Bu sözde Allah’ı hafife almak, Allah bile gelse kararımı değiştiremez demek, Rahmanın izzetini ve azametini küçümsemektir. Gayet tehlikeli bir kelimedir. Bu nasıl bir büyüklenmedir! Bu nasıl bir müslüman ahlakıdır!
 
9-Bir anne ve babanın çocuğu yere düşünce Rabbim seni korusun yerine Muhammed seni korusun demesi.
Buna benzer sözlerden biri de; tövbe ya Rabbi ya Rasulullah sözünü söylemek de buna dâhildir. Bu sözde sanki Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem insanı koruyan-himaye eden-dertten-acıdan muhafaza eden gibi inanmak söz konusudur. Bu inanç ve söz batıldır. Zira tevhide zıttır. Bizi koruyan himaye eden ancak Allah’tır. Allah ayette şöyle buyurur:
 
وَلَوْ اَنَّ اَهْلَ الْقُرٰٓى اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَرَكَاتٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ وَلٰكِنْ كَذَّبُوا فَاَخَذْنَاهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ﴿96﴾
Şüphesiz ki, benim koruyanım Kitap’ı indiren Allah’tır. Ve O bütün salih kullarını görüp gözetir.(Araf–196)
 
قُلْ اِنّ۪ي لَنْ يُج۪يرَن۪ي مِنَ اللّٰهِ اَحَدٌ وَلَنْ اَجِدَ مِنْ دُونِه۪ مُلْتَحَدًاۙ ﴿22﴾
De ki: Gerçekten (bana bir kötülük dilerse) Allah’a karşı beni kimse himaye edemez, O’ndan başka sığınacak kimse de bulamam.(Cin–22)
 
 
رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَاتَّخِذْهُ وَك۪يلًا ﴿9﴾
O, doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O’nun himayesine sığın.(Müzzemmil–9)
 
هُوَ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَز۪يزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿23﴾
O, öyle Allah’tır ki, kendisinden başka hiçbir ilah yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selamet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir.(Haşr–23)
 
10-Bir ölü hakkında merhum demek, merhum babam, merhum amcam, merhum dayım, şöyle şöyle idi gibi konuşmak,
Bu sözde kati olarak ölenin rahmete erdiğine inanmak vardır ki bu söz yerine Allah’ın rahmeti üzerine olsun babam şöyle idi… dayım şöyle idi…demek daha uygundur. Çünkü Allah’tan başka kimse kimsenin rahmete erdiğini bilemez. Yine Allah yolunda şehit düşen bir müslüman içinde aynı şey geçerlidir İnşallah şehittir demek çok daha uygundur.
 
11-Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır sözünü söylemek, bu sözü ileri sürerek tarikata bağlanmayı vacip görmek.
Bu söz haddi zatında, batıl ve uyduruk bir sözdür. Ne Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ne sahabiler, ne müçtehid imamlar bu sözü söylemiştir. Bu sözde Allah’a, Resulüne, Kurana bağlanmak yerine ölü veya yaşayan bir tarikat efendisine bağlanmak vardır ki bu batıldır. Bu söz Kuran ve Sünnet kıstaslarına zıttır. İslam, dini Kuran’a ve sünnete bağlanmayı emreder. Allah ayetinde şöyle buyurur:
 
قُلْ اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْكَافِر۪ينَ ﴿32﴾
De ki: Allah’a ve Resulü’ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.  (Âl-i İmrân  32)
 
 
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْكُمْۚ
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin.  (Nisa  59)
 
 
وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاحْذَرُواۚ فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ ﴿92﴾
Allah’a itaat edin, Resule de itaat edin ve (kötülüklerden) sakının.  (Mâide  92)
 
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُٓوا اَعْمَالَكُمْ
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.  (Muhammed  33)
 
Kuranın indiği dönemle, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yaşadığı asır ve ashab dönemlerinde tarikat olmamıştır. Ashab-ı Kiram, bilmediği konuları Kuran ve Sünnetle öğrenir, islamı delille yaşar, dini konuları sahih rivayetlere dayandırırdı.
 
Tarikat; islam dinine başka kültürlerden girmiştir. İslam Dini, Kurana, sünnete delille uymayı emrederken, Tarikat efendiye bağlılığı emreder, Yanısıra delile dayanmayan, bidat ve hurafe inançları kutsayan, şirke kapı açan, müritleri efendinin kölesi konumuna taşıyan batıl bir inanç yoludur.  Bugün milyonlarca insan tarikatlarda batıl,  şirk,  bidat yollar üzerine yaşamaktadır. Tarikatçılık bugün hakkın öğrenilmesinde ve yaşanılmasının önünde en büyük engeldir. Tarikat,  -dine karşı din- anlayışının ilginç sembolüdür.
 
İslam, kişiye bağlılığı değil delile/hüccete/beyyineye bağlanmayı emreder. Bu nedenle; dinde tarikat yoktur. Kuranda ve sünnette tarikatın-bir efendiye bağlılığın olduğuna dair sarih, sahih bir delil bulunmamaktadır.  Sonra ne Resulullah’ sallallahu aleyhi ve sellem’in ne ashabın tarikatı olmuştur.  —Tarikatsız ve Şeyhsiz din yaşanılmayacağına- inanmak hurafe bir inançtır.
 
Faziletli Âlim Abdullah el-Cibrin(r.h.) der ki:-Tarikat bidat bir yoldur. Bu yola birçok sofiler düşer. Tarikatı kabullenmek caiz değildir.  Zira sofiler efendilerinin peygamberden üstün olduklarına inanıp yüceltmektedirler, Gaybı bildiklerine inanmaktadırlar,  Levhi-Mahfuzu bildiklerini söylemektedirler,  şeriatın emirlerinden kendilerini uzak görmektedirler.
 
Örneğin şu tarikatlar Rufailer, Şazililer, Kadiriler, Nakşibendiler böyledir.(Fetava bin Cibrin:10639)
 
12-Peygamberin yüzü suyu hürmetine diyerek dua etmek, Peygamberimiz, kendinden önceki nebilerin adını anarak bu tarz bir dua etmiş değildir, ashabına da böyle bir dua şekli emretmemiştir. Çünkü duada sadece Allah adını anarak ondan istemesi birilerini aracı kılması asla doğru değildir. Velev ki direk Allah’tan istense de böyledir. En güzel duayı ve şeklini Peygamber yapmıştır. Kimse ondan daha iyi bir sünnet belirleyemez. Peygamber her duasında -Allah’ım- diyerek Allah’a yönelir ve dua ederdi. Selef âlimlerimiz Ebu Hanife, İmam Ahmed Peygamberin yüzü suyu hürmetine demeyimakbul görmemiştir. İmam Tahavi eserinde bu dua şeklini bidat saymaktadır. Bu söz sahih akideye muhaliftir, zira bidattir
 
13-Bir kişinin dükkâna girmesi üzerine şansızlık ve uğursuzluk getirdiğine inanmak, günlerin uğursuzluğunu söylemek, yıldızların tesirini iddia etmek.
İslam’a göre herhangi bir nesnede veya canlıda uğur veya uğursuzluk kabul etmek doğru değildir. Nitekim Ebû Hureyre’den rivayet edilen bir hadiste Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: “Baykuş ötmesinde şer (kötülük) yoktur. Herhangi bir şeyde uğursuzluk da yoktur.”(Muslim, selam–114)
 
Haftanın bazı günlerini uğurlu, bazı günlerini uğursuz ve bazı günlerinde de çalışmayı günah saymak, âlimlere göre, Yahudi ve Hıristiyan adetlerinden geçmiştir. Gerçekten de Hıristiyanlar salı gününü uğursuz, pazar günü de çalışmayı günah sayarlar. Yahudiler ise cumartesi günü çalışmazlardı.
 
Örneğin Salı günü işe başlanırsa bitmez sallanır, Pazar günü çalışmak uğursuzluktur, Perşembe çamaşır yıkanırsa zengin olunur., Salı günü yeni elbise giyilirse yanar, Çarşamba günü süt içmek, ev satın almak iyi değildir, Cuma akşamı ve cuma günü ev temizlemek günahtır, filan adamda uğursuzluk vardır, filan mekandan musibet ve bela gelir sözleri sahih akideye muhaliftir.
 
فَاِذَا جَٓاءَتْهُمُ الْحَسَنَةُ قَالُوا لَنَا هٰذِه۪ۚ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَطَّيَّرُوا بِمُوسٰى وَمَنْ مَعَهُۜ اَلَٓا اِنَّمَا طَٓائِرُهُمْ عِنْدَ اللّٰهِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿131﴾
(Araf–131)
 
Abdullah bin Amr rivayet eder Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur; Ey Allah’ım! Senin hayrından başka hayır yoktur, senin uğrundan başka uğur yoktur, senden başka ilah yoktur. (İmam Ahmed, Elbani Silsile Sahiha)
 
Uğursuzluğu ancak Allah’a tevekkül giderir. İbn Mesud der ki; Bizden biri olmasın ki buna –uğursuzluk hatasına düşmesin- lakin Allah’a tevekkül bunu giderir. (Ebu Davud-Elbani Silsile Sahiha 430
 
14-Hayırlı seneler-Noeller demek
Müslümanların bayramları Şeri deliller ışığında kuran ve Sünnet tarafından tayin edilmiştir. Kurban ve Ramazan bayramları nassların ışığında müslümanlar için belirlenen bayramlardır. Müşriklerin ve kâfirlerin bayram günlerini kutlamak onlara benzemek dairesine girer. Bu nedenle yeni yıla girerek hayırlı seneler nice senelere tabiri asla müslüman kimliğe yakışmaz bu sözler sahih akideye muhalif sözlerdir. Allah ayette şöyle buyurur:
 
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارٰٓى اَوْلِيَٓاءَۢ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ ﴿51﴾
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.(Maide-51)
 
لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ يُوَٓادُّونَ مَنْ حَٓادَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ اَوْ اَبْنَٓاءَهُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَش۪يرَتَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ كَتَبَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْا۪يمَانَ وَاَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُۜ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿22﴾
 
وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۢ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَيُط۪يعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ﴿71﴾
Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir. (Tevbe-71)
 
 
 
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ اِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الْاَرْضِ وَفَسَادٌ كَب۪يرٌۜ ﴿73﴾
Kafir olanlar da birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz onu (Allah’ın emirlerini) yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur. (Enfal–73)
 
 
Aişe annemiz rivayet eder, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: Her milletin bir bayramı vardır, bayramımız kurban ve ramazan bayramıdır. (Buhari-Muslim)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: Kim bir kavme benzemek isterse ondandır.(Sahihu’l Câmi, 2831)
 
İbn Kayyım der ki; Kâfirlere has bayramların kutlanması İttifakla haramdır. (Ahkamu Ehl-i Zimme-1/144)
 
15-Hayırlı kandiller demek
İslam dini ibadette olsun hayatın diğer sahalarında olsun delili ve bilimselliği esas alır. Dinde şüphe, batıl, bilimden uzak bilgi asla kabul edilmez. İslam dini batıl inançları, amelleri, uyduruk sözleri reddetmeye, gerçek deliller ışığında yaşamaya davet eder.
 
Dinde; temel bir esas vardır, lütfen bunu kavrayalım, O da şudur; İbadetlerde esas olan delil olmadıkça bir ibadet yapmamaktır. Bir ibadet ancak delille sabit olunca yapılır. Delil yoksa yapılmaz. Bu sözümüzü vereceğimiz bir örnekle daha net anlayacağımıza inanıyorum, Namaza başlarken elimizi kulak hizasına kadar niçin kaldırırız? Zira Peygamber namaza başlamadan önce bunu yapardı delil bulunmaktadır, peki niçin Allahu Ekber deriz namaza başlarız zira Peygamber bunu yapardı sahih hadislerde peygamberin namaza başlarken elerlini kulak hizasına kadar kaldırıp Allahu Ekber dediği sabittir. O halde biz bu amelleri delil olduğu için yaparız.
 
Peki dinde kandil hangi delille dayanır? Kuran’da kandil var mı? Kutlamaya dair delil bulunmakta mıdır? Sünnette kandil kutlaması denen bir kutlama bulunmakta mıdır? Filhakika bu konuda delil yoktur, bu durumda usul gereği bu iddia edilen uyduruk kandil gecelerini kutlamamak, hayırlı kandiller dememek gerekir.
 
Hayırlı kandiller demek sahih akideye muhaliftir, zira dinde kandil denen bir şey yoktur kutlaması da meşru değildir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: Kim bizim emrimizin dışında bir amel yaparsa o amel kabul görmez.(Buhari-Muslim)
 
 
وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَانَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının.” (Haşr, 7)
 
Ayet peygamberin sünnetine uymayı yapmadığı amelleri terk etmeyi haber verir. Yapılan amel veya söylenen söz; Mutlaka kuran ve sahih sünnete uygun olması gereklidir, aksi halde o amel kabul edilmez.
 
16-Bir ölünün ardından Ruhuna El-Fatiha demek.
Bir önceki maddemizde bu konuya değindik ve şöyle dedik;Dinde; temel bir esas vardır, lütfen bunu kavrayalım, O da şudur; İbadetlerde esas olan delil olmadıkça bir ibadet yapmamaktır. Bir ibadet ancak delille sabit olunca yapılır. Delil yoksa yapılmaz. Bugün her şeyin ardından fatiha okumak öylesine yayılmıştır ki toplumda en kötü bidat olarak bilinmektedir.
 
أَمْ لَهُمْ شُرَكَاء شَرَعُوا لَهُم مِّنَ الدِّينِمَا لَمْ يَأْذَن بِهِ اللَّهُ وَلَوْلَا كَلِمَةُ الْفَصْلِ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْوَإِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
“ Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği bir dini getiren ortakları mı vardır? “ (Şura, 21 )
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kim bizim bu emrimizde (dinimizde) olmayan bir şeyi uydurup ortaya atarsa ortaya attığı o şey reddedilip kabul görmez. ” (Buhari-Müslim )
 
Ölünün ardından fatiha okumak dinde sabit değildir evla olan bunu terk etmek dinde bidat çıkamamaktır. Ruhuna fatiha demek sahih akideye muhalif bir sözdür. Müslüman kardeşlerimiz maalesef dinde olmayan bu sözü savunmakta dine ekleme yapmaktadır. Günümüzde birçok âlimler bu konudan sakındırmıştır. Dinde her bidat sapıklıktır her sapıklık ateştedir. Ruhuna el-fatiha demek de bidattir sakınmak gerekir.
 
Aşağıda sadece Allah ve Resulüne bağlanmaya batıl söz ve inançtan uzak kalmaya davet eden ayetler ve hadisler verilmiştir.
 
يَا أَيُّهَا الَّذِينَآمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْوَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِتُحْشَرُونَ
 “Ey iman edenler ! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman Allah ve Resulünün çağrısına uyun.”(Enfal, 24)
 
وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَانَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا
“Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının.” (Haşr, 7)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem “ Sizlere benim sünnetim ve hidayet ehli doğru yol üstünde olan halifelerimin sünneti gereklidir. (O iki sünnete) sımsıkı sarılın.” (Ahmed, sahih hadis)
 
Huzeyfe bin el-Yeman : “ Rasulullah’ın ashabının ibadet diye yapmadığı hiçbir şeyi siz de ibadet diye yapmayınız. ” (İbn Batta )
 
17-Allah’ın her yerde ve kalpte olduğuna inanmak Allah kalptedir demek.
Allah’ın kalpte olduğunu iddia etmek sahih akideye muhaliftir, Zira bu iddianın delili yoktur, dinde delil olmadıkça da böyle bir söz söylememelidir. Üstelik bu söz açık nasslara muhaliftir. Çünkü Allah ve Resulü ayet ve hadiste arşa istiva ettiğini, gökte olduğunu haber vermiştir. Aşağıdaki deliller bu sözün batıl oluşunu ispat eder.
 
الرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى
“Rahman arşa istiva etmiştir.” (Taha, 5)
 
أَأَمِنتُم مَّن فِي السَّمَاء أَن يَخْسِفَ بِكُمُ الأَرْضَ فَإِذَا هِيَتَمُورُ
“Gökteki Allah’ın sizi yere geçirmesinden emin mi oldunuz ? ”(Mülk, 16)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem huzuruna bir cariye getirildi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: “Allah nerede? “ dedi Cariye işaret parmağını kaldırarak “Allah semanın üzerindedir.” dedi. Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem cariyeye “Ben kimim “ dedi. Cariye “Sen Allah Resulüsün “ dedi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem “O’nu azat edin o mümine biridir.” dedi. (Müslim )
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ İşlerin sonradan uydurulanlarından (bidatlerinden ) sakının. Zira her sonradan uydurulan, bidat ve her bidat sapıklıktır. Her sapıklık da cehennem ateşindedir. ” (Nesai-sünen kaynakları)
 
Zeynep annemiz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zevcelerine övünerek söylediği şu söz: “Sizi hısımlarınız, Beni de yedi kat gökteki Allah evlendirdi.” (İmam Buhari)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Allah her gece dünya semasına iner.” (Ahmed bin Hanbel, sahih hadistir.)
 
Allah’ın kalpte olduğunu söylemek bidattir. Muaz bin Cebel : “ Bidatlerden, bidat ortaya koymaktan, aşırılıktan sakınınız, siz eski halinize uymaya bakınız.” (İbn Vaddah) Abdullah İbn Mesud : “ Tabi olunuz bidat ortaya koymayanız. Çünkü ona ihtiyacınız yoktur. Siz eski yola uymaya bakınız. ”(Darimi )
 
Zikrettiğimiz bu sahih hadisler, Allah’ın gökte olduğunu ispat etmekte, kalpte oldu ideasını çürütmektedir.
 
18-Şefaat ya Resulullah demek.
Dünya hayatında “Şefaat Ya Resulullah” demek sahih akideye muhaliftir. Çünkü bu sözde Peygamberi dünyada yardım eden olarak görmek söz konusudur ki bu Allah’ın hakkını bir nebiye vermektir. Peygamberin dünyada bir kula yardım etmesi mümkün değildir zira o ölmüştür.
 
وَإِن يَمْسَسْكَ اللّهُ بِضُرٍّفَلاَ كَاشِفَ لَهُ إِلاَّ هُوَ وَإِن يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍقَدُيرٌ
“ Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa onu kendisinden başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır verirse (bunu da geri alacak yoktur) Şüphesiz O her şeye kadirdir. ” (En’am,17)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabı cihad meydanında en zor şartlarda yalnız Allah’a dönerek ondan yardım isterdi bakınız ayet bu sözümüzü ispat ediyor.
 
إِذْ تَسْتَغِيثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ أَنِّي مُمِدُّكُم بِأَلْفٍمِّنَ الْمَلآئِكَةِ مُرْدِفِينَ
“Hatırlayın ki, siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da, (Ben peşpeşe gelen bin melek ile size yardım edeceğim, diyerek) duanızı kabul buyurdu.” (Enfal, 9)
 
Huzeyfe (r.a.) bir gün, zararlı hayvanlardan korur inancı ile eline bir iplik (kurdele) bağlamış bir adamı görünce elindekini koparıp attı ve ona şu ayeti okudu.
 
وَمَا يُؤْمِنُ أَكْثَرُهُمْ بِاللّهِ إِلاَّوَهُم مُّشْرِكُونَ
“Onların çoğu Allah’a şirk koşmadan iman etmezler.” (Yusuf, 106)   (İbn Hatim sahihtir.)
 
قُل لِّلَّهِ الشَّفَاعَةُ جَمِيعًا لَّهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ثُمَّإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
“ De ki: Bütün şefaat Allah’ındır. ” (Zümer, 44)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sahabilerine şöyle demelerini öğretmiştir. “Allah’ım, O’nu benim hakkımda mahşerde şefaatçi kıl.” (Tirmizi, Elbani hasen demiştir.)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ben duamı, ümmetimden, Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmayarak ölenlerine, kıyamet gününde şefaat etmek için sakladım.” (Müslim )
 
Yaşayan bir insandan gücünün yettiğini bilerek dünyalık bir işimiz için yardım isteyebiliriz. Dirilerden güç yetirebildiği bir takım yardımları onlardan istemek caizdir.
 
 
Diyelim ki, evimizin taşınması için yakınlarımızdan, hastamızın doktora götürülmesini istemek gibi. Fakat Allah’tan istenmesi gerekenleri bir kuldan istersek bu şirk olur.
 
مَّن يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُنَصِيبٌ مِّنْهَا وَمَن يَشْفَعْ شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُن لَّهُ كِفْلٌ مِّنْهَاوَكَانَ اللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ مُّقِيتًا
“Kim iyi bir işe aracılık ederse (şefaat ederse) onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. ” (Nisa,85)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Beni, Hıristiyanların Meryem’in oğlu İsa’yı övdükleri gibi övüp, sakın övgüde aşırıya kaçmayın. Ben ancak bir kulum, “Allah’ın kulu ve elçisi  deyin. ” (Buhari)
 
19-Tevbe ya Rabbi Ya Resulullah demek
Bu sözde sahih akideye muhaliftir zira tevbeyi işiten ve kabul eden ancak Allah’tır Allah’tan başka tevbe kabul eden yoktur. İbadette ancak ona dönmek gerekir. Tevvab Allah’ın ismidir anlamı ise tevbeyi çokça affedendir. O halde Allah’ın hakkını beşere isnad etmek dinde yasaktır. Bu sözü söyleyen müslüman derhal hatasından dönmeli sahih akideye bağlanmalıdır. 
 
وَلِلّهِ الأَسْمَاء الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُواْ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِيأَسْمَآئِي
“En güzel isimler Allah’ındır. O halde ona, o güzel isimlerle dua edin.” (Araf, 180)
 
وَالَّذِينَ يَدْعُونَمِن دُونِ اللّهِ لاَ يَخْلُقُونَ شَيْئًا وَهُمْ يُخْلَقُونَ أَمْواتٌ غَيْرُأَحْيَاء وَمَا يَشْعُرُونَ أَيَّانَ يُبْعَثُونَ
“Allah’ı bırakıp da taptıkları (putlar) hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratılmışlardır. Onlar diriler değil, ölülerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler. “(Nahl, 20-21)
 
فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا
“ De ki Ben yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki ) bana, ilahınızın sadece bir İlah olduğu vahy olunuyor.” (Kehf, 110)
 
20-Medet şeyhim yetiş ya Hızır yetiş ya Abdulkadir demek
Medet dilemek yardım dilemektir. Bir kimse Allah’tan medet istemeyip bir beşerden ister bir resulden ister bir salihten olsun fark etmez isterse büyük şirk işler.  
 
O halde medet şeyhim Yetiş Hızır, ya Abdulkadir Geylani diye ölüye seslenmek şirktir. Nasıl olurda Allah’tan istenmesi gereken bir talep, Allah’a yönelerek yapılmaz da bir efendiye, şeyhe, ölüye, uzaktaki bir tarikat reisine yapılır, bunu emreden bir delil yoktur, iddia edenler ilmi hata etmektedir. Bu sözden daha büyük bir şirk yoktur. Allah ayetinde bu inancın batıl oluşunu haber verir.
 
وَإِن يَمْسَسْكَ اللّهُ بِضُرٍّفَلاَ كَاشِفَ لَهُ إِلاَّ هُوَ وَإِن يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍقَدُيرٌ
“ Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa onu kendisinden başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır verirse (bunu da geri alacak yoktur) Şüphesiz O her şeye kadirdir. ” (En’am,17)
 
فَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ فَتَكُونَمِنَ الْمُعَذَّبِينَ
“O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, sonra azap edilenlerden olursun.” (Şuara, 213 )
 
وَقَالَرَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْإِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَدَاخِرِينَ
“Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti (duayı) bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Gafir, 60)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kim ki Allah’tan başka ortak çağırır ve ona yalvarıp yakarır bir halde ölürse cehenneme girer.” (Buhari ) Bu ayetler ve hadisler açıkça bu sözün sahih akideye muhalif olduğunu ispat eder.
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem “Ey Hayy ve Kayyum olan Allah’ım rahmetinle yardımını diliyorum.” (Hasen Hadis, Tirmizi )
 
21-Günahın azı cehenneme düşürmez demek
Bu söylev günahı hafife almak, Allah hakkında ilme dayanmadan konuşmaktır. İlimsiz konuşmak büyük günahlara, şirke, küfre, isyana kapı açar. Bu söz sahih akideye terstir.  
 
قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَالإِثْمَ وَالْبَغْيَ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَأَن تُشْرِكُواْ بِاللّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ سُلْطَاناً وَأَن تَقُولُواْ عَلَى اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
 
İbn Mesud (r.a.) der ki; “Kim biliyorsa konuşsun, kim de bilmiyorsa Allahu Âlem desin. Şüphesiz ki bilinmeyen bir meselede bilmiyorum demek ilimdendir.”  (Buhari) Bu sözde ilmin önemi ve ilimsiz konuşmanın günahı görülmektedir.
 
İbn Hacer(r.h.) der ki; “Bilinen -bir şeyi- bilinmeyenden ayırmak ilmin bir çeşididir.”
 
Faziletli Âlim Abdulaziz bin Baz (r.h.) “Allah hakkında ilimsiz konuşmak şirkten daha büyüktür.”
 
Şirkin, küfrün, bidatin, günahın, en büyük sebebi ilimsiz konuşmak ve ilimle tekebbür etmektir. Müslüman bildiği bir konuda tevazu ehli olursa, Allah onun kadrini yüceltir. Muslim’in sahihinde gelir Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur: “Allah için tevazu olan kimseyi Allah yüceltir.”
 
22-Müslüman bir kimseye Kâfir yahut Fasık demek
Kim müslüman kardeşine kâfir ve fasık derse, bu söz sahih akideye muhaliftir. Çünkü tekfir hakkı, cahillerin değil, âlimlerin hakkıdır. Sonra islam dini tekfircilik anlayışına mahkûm edilip sürekli bu konuda konuşmak, islamın diğer sahasını topluma tanıtmamak, islama karşı yapılan en büyük ihanettir.
 
Dinin bir kısmını alıp bir kısmını konuşmak, hayata sürekli o pencereden bakmak, dini sürekli siyasalaştırmak ve diğer kısımlarına davet etmemek, islamın toplumsal hayata yönelik tavsiyelerini öğretmemek büyük bir hatadır. Günümüzde müslüman gençlik bu hataya düşmüştür.
 
Bir kimse, İslamın belirlediği esaslardan birini inkâr ederse, bu durumda, âlimler heyeti tarafından tekfir edilir. İlim ehli olmayanların tekfir etmesi caiz değildir, zira tekfir edilen şahıs küfre düşmemişse,  bilinçsiz tekfirden dolayı kişi kendisini tehlikeli bir konuma düşürür, kâfir olabilir.
 
Asıl olan tekfirden sakınmaktır. Taki açık beyyine, delil olunca ilim ehliyle istişare etmek gerekir. Âlimle istişare etmeyip nefsiyle karar veren bir kimse, itibar edilecek bir adam değildir. Bu kimseden sakınmak din ve can emniyeti için vaciptir.
 
Abdullah bin Ömer (r.a) rivayet eder, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur: Eğer kişi kardeşine ey kâfir derse bu küfür ikisinde birine döner.” (Buhari-Muslim-Malik)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur: Müslümanı tekfir etmek öldürmek gibidir.” (Buhari-Muslim)
 
Abdullah bin Ömer (r..a) rivayet eder, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur: Bir müslüman bir müslüman kardeşine ey kâfir derse eğer o küfür onda yoksa küfür ona döner.” (Buhari-Muslim-Malik)
 
Ebu Zer(r.a.) Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir: “Kim bir kardeşine kadir diye seslenirse yahut ey Allah’ın düşmanı derse eğer öyle değilse küfür ona döner” (Buhari-Muslim)
 
23-Mürşidi kâmile bağlanmak farzdır demek
Bu sözde keza ilme dayanmadan konuşmaktır. Kamil mürşide, şeyhe, bir kimseye bağlanmak hususunda Kuran ve Sünnetten sarih bir delil yoktur. Günümüzde gençliği uyutan, şirke davet eden, bidatlerini meşrulaştıran bir grup zevat bunu toplumda yaymaktadır. Bu zevatların delile dayanmayan iddiaları batıldır.  Müslüman sadece Kuran ve Sünnete bağlanmakla emrolunmuştur.  
 
Bu söz sahih akideye muhaliftir. Müslüman için bağlanacak, itaat edecek Allah ve Resulüdür. Allah ayetinde şöyle buyurur:
 
قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَفَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“ Resulüm de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”(Al-i İmran, 31)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: Sizden hiçbiriniz ben ona babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevimli olmadığım müddetçe gerçek iman etmiş olmaz.”(Buhari-Müslim )
 
قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَفَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“Resulüm de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Al-i İmran, 31)
 
24-Cenaze taşırken peygambere salâvat demek
Bu söz sahih akideye muhaliftir zira sünnette böyle bir delil yoktur asıl olan bidatleri terk etmek sünnete sarılmaktır. Dinde delil olmadıkça bir ibadet ortaya atmamaktır, kim bir ibadetin varlığını iddia ederse mutlaka delil getirmesi gerekir. Şu deliller açıkça bu amelin bidat olduğunu ispat eder.
 
وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَانَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا
“Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının.” (Haşr, 7)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem “ Sizlere benim sünnetim ve hidayet ehli doğru yol üstünde olan halifelerimin sünneti gereklidir. (O iki sünnete) sımsıkı sarılın.” (Ahmed, sahih hadis)
 
أَمْ لَهُمْ شُرَكَاء شَرَعُوا لَهُم مِّنَ الدِّينِمَا لَمْ يَأْذَن بِهِ اللَّهُ وَلَوْلَا كَلِمَةُ الْفَصْلِ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْوَإِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
“ Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği bir dini getiren ortakları mı vardır? “ (Şura, 21 )
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ Kim bizim bu emrimizde (dinimizde) olmayan bir şeyi uydurup ortaya atarsa ortaya attığı o şey reddedilip kabul görmez. ” (Buhari-Müslim )
 
25-Anneler-Babalar-sevgililer…. gününüz kutlu olsun demek
Batılıların bayramını kutlamak dinde olmayan bayramlar icat etmek islama aykırıdır ve sahih akideye muhaliftir. Bu konuda kâfirlere benzememek onlara muhalefet etmek dini İslam’ın öngördüğü tarzda sade ve arı duru yaşamak ve yaşatmak mücadelesinde olmalıdır.
 
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارٰٓى اَوْلِيَٓاءَۢ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ ﴿51﴾
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.(Maide-51)
 
لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ يُوَٓادُّونَ مَنْ حَٓادَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ اَوْ اَبْنَٓاءَهُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَش۪يرَتَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ كَتَبَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْا۪يمَانَ وَاَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُۜ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿22﴾
 
وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۢ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَيُط۪يعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ﴿71﴾
Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir. (Tevbe-71)
 
 
 
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ اِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الْاَرْضِ وَفَسَادٌ كَب۪يرٌۜ ﴿73﴾
Kafir olanlar da birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz onu (Allah’ın emirlerini) yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur. (Enfal–73)
 
 
Aişe annemiz rivayet eder, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: Her milletin bir bayramı vardır, bayramımız kurban ve ramazan bayramıdır. (Buhari-Muslim)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: Kim bir kavme benzemek isterse ondandır.(Sahihu’l Câmi, 2831)
 
İbn Kayyım der ki; Kâfirlere has bayramların kutlanması İttifakla haramdır. (Ahkamu Ehl-i Zimme-1/144)
 
26-Bahar Nevruzunuz kutlu olsun demek
Bu söz son yılların en tehlikeli sözlerinden bir sözdür. Nevruz müslüman bayramı değildir, kutlamak islama karşı durmaktır, dinde bidat çıkarmaktır, sahih akidenin dışına çıkmaktır. O halde bu sözde keza sahih akideye muhaliftir.
 
Günümüzde nevruz kutlaması batıl beşeri ideolojilerin simgesi olmuştur, müslüman bu batıl din mensuplarının kutlamalarına meşru bakmamalıdır.
 
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارٰٓى اَوْلِيَٓاءَۢ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ ﴿51﴾
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.(Maide-51)
 
لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ يُوَٓادُّونَ مَنْ حَٓادَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ اَوْ اَبْنَٓاءَهُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَش۪يرَتَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ كَتَبَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْا۪يمَانَ وَاَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُۜ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿22﴾
 
وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۢ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَيُط۪يعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ ﴿71﴾
Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir. (Tevbe-71)
 
 
 
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ اِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الْاَرْضِ وَفَسَادٌ كَب۪يرٌۜ ﴿73﴾
Kafir olanlar da birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz onu (Allah’ın emirlerini) yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur. (Enfal–73)
 
 
Aişe annemiz rivayet eder, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: Her milletin bir bayramı vardır, bayramımız kurban ve ramazan bayramıdır. (Buhari-Muslim)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: Kim bir kavme benzemek isterse ondandır.(Sahihu’l Câmi, 2831)
 
İbn Kayyım der ki; Kâfirlere has bayramların kutlanması İttifakla haramdır. (Ahkamu Ehl-i Zimme-1/144)
 
27-At nalı, iğde dalı asılan eve nazar değmez demek
Nazarlık; nazar değmesin, uğur getirsin, işler düzene binsin v.b. sebeplerle takılan her türlü incik ve boncuktur. Bu sayılanları nazardan korunmak için takmak caiz değildir. Bunları takmak şirktir. Zira bu cansız taşlar-ağaçlar-boncuklar ne fayda verirler? Allah varken, nasıl olurda boncukların koruduğuna inanabiliriz? Kuran ve sünnette bunların asılacağına dair hiçbir delil yoktur. Bunların doğruluğunu savunmak sahih akideye muhaliftir.  Zira Allah’tan başka koruyan yoktur. Allah ayetinde şöyle buyurur:
 
وَإِن يَمْسَسْكَ اللّهُ بِضُرٍّفَلاَ كَاشِفَ لَهُ إِلاَّ هُوَ وَإِن يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍقَدُيرٌ
“ Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa onu kendisinden başka giderecek yoktur.” (En’am,17)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur “Her kim (uğur getirsin-işi rast gelsin -göz değmesinden korusun diye) nazarlık takarsa (Allah’a) şirk koşmuş olur.” (Ahmed Bin Hanbel, sahihtir.)
 
28-Korkuları olana kurşun dökmek iyi gelir demek
Bu amelin dinde delili yoktur kurşunun bir korkan insanı koruduğunu iddia etmek şirktir. Bu inanç sahih akideye muhaliftir. Müslüman korktuğunda sıkıntıda mutlaka Allah’a dönmeli duasını Allah’a yapmalıdır Allah ayetinde şöyle buyurur:
 
وَالَّذِينَ يَدْعُونَمِن دُونِ اللّهِ لاَ يَخْلُقُونَ شَيْئًا وَهُمْ يُخْلَقُونَ أَمْواتٌ غَيْرُأَحْيَاء وَمَا يَشْعُرُونَ أَيَّانَ يُبْعَثُونَ
“Allah’ı bırakıp da taptıkları (putlar) hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratılmışlardır. Onlar diriler değil, ölülerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler. “
(Nahl, 20–21)
 
وَلِلّهِ الأَسْمَاء الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُواْ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِيأَسْمَآئِي
“En güzel isimler Allah’ındır. O halde ona, o güzel isimlerle dua edin.” (Araf, 180)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur “ Allah’ım kendini isimlendirdiğin sana ait bütün isimlerle senden isterim.” (Ahmed bin Hanbel, sahihtir.)
 
 
 
29-İki bayram arası evlenmek huzursuzluk getirir demek
Bu amelin dinde delili yoktur Bu inanç sahih akideye muhaliftir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ Kim bizim bu emrimizde (dinimizde) olmayan bir şeyi uydurup ortaya atarsa ortaya attığı o şey reddedilip kabul görmez. ” (Buhari-Müslim )
 
30-Daru’l Harpte faiz caizdir demek
Bu iddianın sözün delili yoktur Kuranın açık delili faizin haram olduğunu ispat eder. Hiçbir içtihad haramlığı sarih olan bir konuyu helal edemez. 
 
لِلْفُقَرَٓاءِ الَّذ۪ينَ اُحْصِرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ لَا يَسْتَط۪يعُونَ ضَرْبًا فِي الْاَرْضِۘ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ اَغْنِيَٓاءَ مِنَ التَّعَفُّفِۚ تَعْرِفُهُمْ بِس۪يمٰيهُمْۚ لَا يَسْـَٔلُونَ النَّاسَ اِلْحَافًاۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ۟ ﴿273﴾
 
 
 
وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَانَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا
“Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının.” (Haşr, 7)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem “ Sizlere benim sünnetim ve hidayet ehli doğru yol üstünde olan halifelerimin sünneti gereklidir. (O iki sünnete) sımsıkı sarılın.” (Ahmed, sahih hadis)
 
أَمْ لَهُمْ شُرَكَاء شَرَعُوا لَهُم مِّنَ الدِّينِمَا لَمْ يَأْذَن بِهِ اللَّهُ وَلَوْلَا كَلِمَةُ الْفَصْلِ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْوَإِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
“ Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği bir dini getiren ortakları mı vardır? “ (Şura, 21 )
 
 
31-Yıldız kaydığında tutulan dilek kabul olur demek
Bu amelin dinde delili yoktur Bu inanç sahih akideye muhaliftir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ Kim bizim bu emrimizde (dinimizde) olmayan bir şeyi uydurup ortaya atarsa ortaya attığı o şey reddedilip kabul görmez. ” (Buhari-Müslim )
 
32-Ayakaltı kaşınırsa yola gidilir demek
Bu amelin dinde delili yoktur Bu inanç sahih akideye muhaliftir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ Kim bizim bu emrimizde (dinimizde) olmayan bir şeyi uydurup ortaya atarsa ortaya attığı o şey reddedilip kabul görmez. ” (Buhari-Müslim )
 
33-Mezhepsizlik sapıklıktır demek
Bu söz masum olmayan tartışmaya açık bir sözdür. Müslüman bir kimsenin ille bir fıkhi mezhebe bağlanmasını emreden açık bir nass yoktur ancak; Kuran ve Sünnete bağlanmaya dair binlerce delil vardır. Şu delilleri bu konuda delil olarak verebiliriz.
 
قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَفَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“ Resulüm de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”(Al-i İmran, 31)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Sizden hiçbiriniz ben ona babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevimli olmadığım müddetçe gerçek iman etmiş olmaz.”(Buhari-Müslim )
 
قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَفَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“Resulüm de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Al-i İmran, 31)
 
وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَانَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا
“Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının.” (Haşr, 7)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem “ Sizlere benim sünnetim ve hidayet ehli doğru yol üstünde olan halifelerimin sünneti gereklidir. (O iki sünnete) sımsıkı sarılın.” (Ahmed, sahih hadis)
 
Bu konuda itidalli olmak gerektiğini düşünüyorum. Bir avam kimse mezhebe bağlanırsa da dinden çıkmaz, kişi bu konuda hürdür, eğer dilerse bir mezhebe bağlanır fakat başkasını mezhep edinmeye zorlayamaz. Avamdan bir kimse; mezhep imamını taklid edebilir. Bu konuda sakınca yoktur.
 
34-Yola çıkanın arkasından su serpilirse kaza olmaz demek
Bu amelin dinde delili yoktur Bu inanç sahih akideye muhaliftir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ Kim bizim bu emrimizde (dinimizde) olmayan bir şeyi uydurup ortaya atarsa ortaya attığı o şey reddedilip kabul görmez. ” (Buhari-Müslim )
 
35-Bekâr kız gelinlik giyerse kısmeti kapanır demek
Bu amelin dinde delili yoktur Bu inanç sahih akideye muhaliftir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ Kim bizim bu emrimizde (dinimizde) olmayan bir şeyi uydurup ortaya atarsa ortaya attığı o şey reddedilip kabul görmez. ” (Buhari-Müslim )
 
36-Ayna kırılması uğursuzluktur; aynanın kırıldığı ev yedi sene iflâh olmaz demek
İslam’a göre herhangi bir nesnede veya canlıda uğur veya uğursuzluk kabul etmek doğru değildir. Nitekim Ebû Hureyre’den rivayet edilen bir hadiste Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: “Baykuş ötmesinde şer (kötülük) yoktur. Herhangi bir şeyde uğursuzluk da yoktur.”(Muslim, selam–114) Dinde uğursuzluğa inanmak şirktir. O halde bu söz sahih akideye muhaliftir.
 
37-Sofranızı şeyhim bereketlendirsin demek.
Rızkı veren bereket takdim eden Allah’tır. Bir beşerin elinden fayda veya zarar geldiğine inanmak şirktir. Bu söz sahih akideye muhaliftir şu aşağıdaki delillere açık muhaliftir.
 
وَلاَ تَدْعُ مِن دُونِ اللّهِ مَا لاَ يَنفَعُكَ وَلاَ يَضُرُّكَ فَإِن فَعَلْتَ فَإِنَّكَ إِذًا مِّنَ الظَّالِمِينَ
“Allah’ı bırakıp da sana fayda veya zarar vermeyecek şeylere tapma. Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun.” (Yunus, 106)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem:“ Büyük günahların en büyüğü, Allah’a şirk koşmak, ana-baba hakkına riayet etmemek ve kötü şeylerin (zur) şehadetini yapmak.” (İmam Müslim )
 
ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِ هُوَ الْبَاطِلُ
 
“Böyledir, çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nun dışındaki taptıkları ise batılın ta kendisidir.” (Hac, 62)
 
38-Filan kimse kahve falına iyi bakıyor her dediği çıkıyor demek
Kahve falına inanmak doğrulamak şirktir, büyük günahtır. Çünkü bu söz sahih akideye muhaliftir.
 
قُل لَّا يَعْلَمُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ الْغَيْبَ
“ De ki: Göklerde ve yerde, Allah’tan başka kimse gaybı bilmez. “ (Neml, 65 )
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ Kim Arraf veya falcıya gider de, dediği şeyleri tasdik ederse, Muhammed’e indirilene (Kuran’a )küfretmiş olur.” (Ahmed bin Hanbel, sahihtir. )
 
39-Türbe başına gelip mum yakmak ve dilek de bulunmak
Bu amelin dinde delili yoktur Bu inanç sahih akideye muhaliftir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ Kim bizim bu emrimizde (dinimizde) olmayan bir şeyi uydurup ortaya atarsa ortaya attığı o şey reddedilip kabul görmez. ” (Buhari-Müslim )
 
لَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّ وَالَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِ لاَ يَسْتَجِيبُونَ لَهُم بِشَيْءٍ
“Hak olan davet yalnız o’nadır. Onun dışında çağırdıkları ise hiçbir cevap vermezler.” (Rad, 14)
 
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah’ım kendini isimlendirdiğin sana ait bütün isimlerle senden isterim.” (Ahmed bin Hanbel sahihtir)
 
İmam Azam Ebu Hanife (r.h.) : ”Allah’ın dışındaki şeylerle Allah’tan istemeyi, nefsime hoş görmem.” (Durul Muhtar.)
 
 
40-Bir tarikat efendisinin çay veya su artığının bin derde deva olduğunu söylemek ve savunmak
Bu inanç sahih akideye muhaliftir. Bir insanın çay veya su artığından fayda şifa geldiğini iddia etmek şirktir. Müslüman böyle batıl, hurafe içerikli bilgilere inanmamalıdır. Her zaman din delille öğrenmelidir.
 
وَاسْتَغْفِرْ لِذَنبِكَوَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ
“Hem kendin hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahlarının bağışlanmasını dile”(Muhammed, 19)
 
“Bir gün gözü kör bir sahabi Rasulululah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi şöyle dedi: Allah’a (benim için ) dua et de bana şifa versin” (Tirmizi )
 
Şifa veren ayet ve hadislere bakılınca Allah’tan başka kimse değildir. Bu nedenle böyle delile dayanmayan söze inanmamak dindendir.
 
 
سبحانك اللهم وبحمدك نشهد أن لا إله إلا أنت نستغفرك ونتوب إليك .
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Diğer Araştırmalar :

» Kevserî Cehmiyye Okulu’nun İbn Teymiyye’ye yönelik haksız suçlamasının değerlendirilmesi

» Dinler Birliğine Davet konusunda bir araştırma

» Alimlere uymak şirk midir! bir araştırma

» İçinde köpek ve resim olan eve melekler girmez hadisi hakkında

» Yaratmak ta Emretmek te Allah’ın Hakkıdır

» Üç Usul İle Tevhide Vusul

» La İlahe İlallah’ın Şartları ve Anlamı

» Bir Toplum Kendini Değiştirmezse Allah’ta Onları Değiştirmez

» Onlar hiç bir zaman sözlerini değiştirmediler

» Sihir ve Nazardan korunmak için 10 SEBEP

» Sorularla 3 Esas Şerhi

» Sorularla 4 Vacibin Şerhi

» Niçin Selefiyim

» Muhafazakâr ve Kemalist Düşüncelerin Laiklik Anlayışına Bakış

» Kuran ve Sahih Sünnetten Âkide Dersleri

» Kötü Zan ve Asılsız Haberlerin Tespiti

» Kâfirun Suresinin Tefsiri

» İşte Sevgili

» İslam Kardeşliği

» İran’ın Safevi Farisi’nin Hayalleri ve Ummu’l Kura Nazariyesi

» Lübnan Hizbullah’ının Öyküsü

» Davet ve İslahta Selefin Kriterleri

» Allah’ın Uluvluk/üstte oluş Sıfatı

» Allah’a Sadık Olmak

» 125 Soruyla Abdest ve Namazı Öğreniyorum

» Âkidetu’l Vasıtiyye’den Akide Dersleri


Okunma Sayısı : 2901
Paylaş Delicious Stumble

Yunus:109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

 

 

 

 

 

Davet