Üye Paneli
E-posta :
Şifre :
» Şifremi Unuttum
» Üye Olmak İstiyorum...
Duyuru Listesi
Ad Soyad
E-posta

İstatistik

Bugün : 827
Dün : 1959
Bu Ay : 39522
Geçen Ay : 55156
Toplam : 1282375
 

    » Soru-Cevap » Âkide » Tevhid
Soru : Bir kimsenin müslüman sayılması için La İlahe İllallah demesi yeterli midir?
Cevap :

Kardeşim, Sorunuza şu kısa çalışmamla cevap vermek istiyorum.

Lâ İlahe İllallah’ın Şartları
1.Şart-(el-Îlmû)
Kelime-i tevhidi söyleyen müslüman, Nefiy ve İspat bakımından tevhidin anlamını BİLMELİDİR.
 
Birinci şartımızın anlamı şudur; Kelime-i tevhidin anlamını, çağrısını, gerekli kıldığı şeyi, neyin kabul edildiğini, neyin reddedildiğini, yüklediği misyonu bilmektir. Kul; Allah’ın hak mabud, diğer ilahlarında batıl olduğunu kabullenmelidir, eğer bunu biliyor ve itiraf ediyorsa, bu kelime-i tevhidin anlamını bilmektir.
 
Müslümanın,La ilahe dediğinde nefiyde bulunduğunu, İlallah dediğinde ispat ettiğini bilmesi yeterlidir. Nefiy ve İspat demek; Allah’ın dışında tapılan tüm ilahları reddetmek, sonra da sadece “Allah’ın ilahlığını” kabul etmektir.Müslüman; -La İlahe İlallah- Allah’tan başka hak mabud yoktur dediğinde; sadece Allah’a sevgi ve zillet içinde boyun büktüğünü, tapılmaya layık sadece Allah’ı gördüğünü, emirlerine-hükümlerine teslim olup itaat ettiğini, nefsini-hevasını-aklını bir kenara atarak, sadece Allah’ın hükmünü öne aldığını itiraf eder. Allah tevhidi bilmeyi emreder.
 
فاعلم أنه لا إله إلا الله
—Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur.- (Muhammed 19)
 
اِلَّا مَنْ شَهِدَ بِالْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Ancak bilerek hakka şahitlik edenler bunun dışındadır. (Zuhruf-86)
 
Ayeti şöyle anlamalıyız; Yani; la İlahe İlallah kelimesine şahitlik eden kalbiyle iman eden ve diliyle söyleyen kimse kurtuluştadır. Değerli Kardeşlerim! Müslüman bu kelimeyi söylediği zaman anlamını mutlaka bilmeli ve idrak edip kavramalıdır, anlamını bilmediğimiz şeyi kabul ettiğimizi idea etmek cahilliktir.
 
Yahudi veya Hıristiyan bir kimse; bu kelimenin anlamını ancak bilerek söylerse fayda verir, müslüman eder, anlamını bilmeden söylerse fayda vermez. Çünkü kelime-i tevhidi söyleyen kimse, mutlaka onun yüklediği muhtevayı bilmeli, neyi kabul ettiğini, neyi reddettiğini kati bir ilimle tasdik etmelidir.  Mekkeli müşrikler; bu kelimenin anlamını çok iyi biliyordu. Onlar; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i mutlak bir şuurla reddediyorlar ve şöyle diyorlardı,
 
اَجَعَلَ الْاٰلِهَةَ اِلٰهًا وَاحِدًاۚ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ عُجَابٌ
Tüm ilahları bir tek ilah mı yaptı şüphesiz ki bu garip bir şey.(Sad:5)
 
Allah ayette açıkça müşriklerin bir çok ilaha inandıklarını, bir tek ilahı bilerek reddettiklerini, uluhiyete karşı çıktıklarını haber veriyor. 
 
2.Şart-(el-Yakîn)
Kelime-i tevhidi söyleyen müslüman, tevhid kelimesini dille söylemeli, kalple YAKİNEN iman etmelidir.
İkinci şartımızın anlamı şudur; La İlahe İlallah diyen müslüman; söylediği/itiraf ettiği bu -kelime-i tevhidi- diliyle açıktan söyleyecek, kalbiyle de yakini olarak, kati bir şekilde, doğruluğunda şüphe duymadan, haklılığını itiraf ederek, şek-şüphe-tereddüt- zan taşımadan iman edecektir.
 
Yakin bir imanla bu kelimenin doğruluğuna inanmalıdır. Diyelim ki şöyle dese; evet ben Allah’ın mabud olduğuna iman ediyorum, ama bununla birlikte onun dışında kalan ilahlarında batıllığı hususunda şüphelerim, tereddütlerim vardır. İşte bu cümle yakini bir inancın zıddıdır, yakinen iman eden Müslüman Allah’ın tek bir İlah olduğunda şüphe etmez. Allah, “Allah’ın birliğinde şüpheleri olmayan Müslümanları” bakın nasıl vasıflandırır.
 
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا
Müminler ancak Allah’a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyenlerdir.(Hucurat-15)
 
 
 
Bu konuda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:-Allah’tan başka hak mabud olmadığına, benim Allah’ın Resulü olduğuma, şüphe etmeksizin iman eden kimse, Allah’a kavuşursa ancak cennete girer. (Muslim) Allah, kuşkuya düşen müşriklerden örnek verir, okuyalım.
 
وَارْتَابَتْ قُلُوبُهُمْ فَهُمْ ف۪ي رَيْبِهِمْ يَتَرَدَّدُونَ
Kalpleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler cezalanırlar. (Tevbe-45)
 
Ayeti kerime, münafıkların Allah’ın birliği hakkında şüphe-tereddüt kuşku duyduklarını böylece kararsızlığa düştüklerini haber vermekte, o halde ayet; inançta asla şüphenin olmayacağını kesin bir delille ispat etmektedir. Kelime-i tevhidin doğruluğu hakkında duyulan şüphe, insanı kâfir eder, İslam dairesinden çıkartır.
 
3.Şart-(el-Kabûl)
Kelime-i tevhidi söyleyen müslüman, bu kelimeyi KABUL etmelidir. Üçüncü şartımızın anlamı şudur; Yani kelime-i tevhidi söyleyen kimse; diliyle ve kalbiyle bu kelimenin gerekli kıldığı her şeyi, her haberi, Allah ve Resulünden gelen tüm doğruları kabul etmelidir. 
 
Buradaki kabul; tevhidi gerçekleştiren her söz ve ameli kabullenmek, ona aykırı düşen her şeyden sakınmaktır. Tevhidin anlamını bozan, kibir-nefret-hased-büyüklenme gibi herhangi bir batıl akide ve düşünce taşımamaktır. Zira Müşrikler olsun Yahudiler olsun kendilerine gelen haktan ancak aralarındaki hasedden, kinden, kibirden dolayı uzaklaştı. Allah ayetinde şöyle buyurur:
 
فَاِنَّهُمْ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلٰكِنَّ الظَّالِم۪ينَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ يَجْحَدُونَ
Doğrusu onlar, seni yalanlamıyorlar, ancak zalimler, Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar.(En’am-33)
 
Bakınız; Allah ayetinde kâfirlerin tevhidi kabullenmediklerini, haktan bilerek ve kibirle yüz çevirdiklerini haber verir. O halde; kelime-i tevhidi söyleyen kimse doğruluğuna inandığı gibi herhangi bir sebeple reddetmeyecek kabul edecektir. Günümüzde islam düşmanları, kelime-i tevhidi söylüyor, anlamını biliyor, ama kelimenin yüklediği gerekliliği kabul etmiyor, işte bunların bu mücerred ifadeleri fayda vermez.
 
4.Şart-(el-İngiyâd)
Kelime-i tevhidi söyleyen müslüman, ameli olarak boyun eğmeli TESLİM olmalı.
Dördüncü şartımızın anlamı şudur; Kabul sözle olur, İnkiyad ise amelle olur. O halde İnkiyad dediğimiz kelime-i tevhidin gerekli kıldığı emirlere-hükümlere teslim olmak, boyun eğmektir. Allah ayette şöyle buyurur
 
وَمَنْ اَحْسَنُ د۪ينًا مِمَّنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ
İşlerinde doğru olarak kendini Allah’a veren ve İbrahim’in, Allah’ı bir tanıyan dinine tabi olan kimseden dince daha güzel kim vardır? Allah İbrahim’i dost edinmiştir. (Nisa-125)
 
İnsan; kelime-i tevhidi söyleyip; -Allah’ın emrettiğini-hükmünü-şeriatını reddederse- bu kelime-i tevhid ona fayda vermez. Örneğin; çağdaş yaşamın kuralını ve yasalarını beşer aklı belirler, dinin bu sahada yetkisi olmaz, milletin iradesi/seçimi, Allah’ın iradesinin/emrinin önündedir. İnsan,  dilediği kanunu uygular, dilediğini çıkartır, çağın şartları neyi gerekli kılıyorsa, ona göre hareket edilir, bu konuda dinin müdahale hakkı yoktur deyip, Allah’ın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram kılsa, bu kimsenin tevhid iddiası batıldır. İşte bu durumda -La İlahe İlallah- kelimesi amelle uygulanmadığı için bozulur.
 
      Bu şart; Allah’ın ve Resulünün emrettiği tüm farz ibadetleri yerine getirmeyi gerekli kılar. Burada ince bir anlayışı kaçırmamak gerekir, farz ibadetleri kabullenip de nefsine yenilen, bunu itiraf eden kimse, kafir hükmünde olmayıp günahkardır.
 
5.Şart-(es-Sıdk)
Kelime-i tevhidi söyleyen Müslüman, bu kelimeyi sıdkla/dürüstlükle temiz bir kalple söylemelidir. Münafıklar gibi dille söyleyip, kalple ve amelle inkâr etmeyecektir. Beşinci şartımızın anlamı kısaca şudur; “La İlahe illallah diyen kimse, bu sözünde Allah’a sadık olmalı, akidesinde dürüst davranmalıdır zira bir kimsenin sözünde sadık/dürüst olduğunu ancak ameli belirler.
 
       Müslüman şahsiyet; söylediği- inandığı kelimenin, -gerekli kıldığı emrine- uyar, O halde; ittiba kişinin sıdkını belirler.  Yani iman ettiğiniz -Allah’ın ve Resulünün emrine itaatiniz- doğruluğunuzu ispat eder.
 
Diyelim ki annesini babasını çok sevdiğini onlara karşı saygılı olduğunu sürekli iddia eden bir kimse yanımızda annesine ve babasına karşı görevini yerine getirmezse, sözünün batıl oluğunu anlarız, çelişkisini görürüz. Öyle değil mi? Hem tevhide inanmak, hem de onun gerekli kıldığı akideyi ve ameli taşımamak, büyük bir gaflettir ve nifaktır. Müslüman, La İlahe İllallah kelimesini sıdkla söyleyip, Rabbinin rızasını gözetmesi gerekir.
 
فَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِب۪ينَ
Allah doğru ve yalan söyleyenleri mutlaka bilir.(Ankebut-3)
 
 
وَالَّذ۪ي جَٓاءَ بِالصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
Sıdkla/La İlahe illallah’la gelen ve onu tasdik eden işte onlar muttakilerdir.(Zümer-33)
 
Ayette; Sıdktan maksad La İlahe illallahtır. Müslüman bu kelimeyi sıdkla doğru bir dille ve kalple söyleyecek kalbinde en ufak bir nifak, yalan, şüphe taşımayacaktır. Zira günümüzde, La İlahe İllallah deyip, kalben yalanlayan, amelle muhalefet eden, Müslümanlara dille müslüman gözüken çok münafık kimseler vardır.
 
6.Şart-(el-İhlâs)
Kelime-i tevhidi söyleyen müslüman, İHLASLA getirmelidir.(el-İhlâs) Altıncı şartımızın anlamı şudur; İhlâsın zıddı şirktir. Yani Bu kelimeyi getiren kimse şirk koşmaksızın, Allah’ı birleyerek, söylediği anlama herhangi bir şirk söz ve amel katıştırmayarak söylemelidir.
 
فَادْعُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ
Dini ona halis kılarak dua et, kâfirler istemese de. (Gafır-14)
 
 
فَاعْبُدِ اللَّهَ مُخْلِصاً لَهُ الدِّينَ ، أَلا لِلَّهِ الدِّينُ الْخَالِصُ
Dini Allah’a halis kılarak ibadet et, Bilin ki halis din Allah’ındır.(Zümer-2)
 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur; Kıyamet gününde şefaatimle mutlu olacak kimse halis kalple La ilahe illallah diyen kimsedir.(Muslim)
 
İhlâs; ibadeti herhangi bir kimseye sarf etmeden, sadece Allah’a yapmak, başkasını ona ortak koşmamaktır. İhlâs; ameli salih bir niyetle, küçük ve büyük, görünen ve görünmeyen, her tür şirkten arındırmaktır.
 
7.Şart-(el-Muhabbet)
Kelime-i tevhidi söyleyen müslüman, Buğzun ve nefretin zıddı olan muhabbetle kelime-i tevhidi söylemelidir.
 
Yedinci şartımızın anlamı şudur; La İlahe İllallah diyen kimse bu kelimeye sevgi, muhabbet duyacak ona karşı buğz kerâhiyet, nefret duymayacak, içten bir muhabbetle söyleyecek. Bu kelimeye, yürekten bir kabul ve muhabbet olacaktır. Kişi sevmediği şeye mutlaka nefret yahut buğz duyar.
 
Salih müslüman, bu kelimeyi muhabbetle, isteyerek, içten bir duyguyla telaffuz edecektir.  İlim ehlinin geneli bu yedi şartı zikreder. Ancak bazı âlimler bir şart daha eklemiştir. O şartımızda şudur.
 
8.Şart-Allah’ın dışında tapılan-hüküm koyan- kanun belirleyen kişi-kurum ve sistemleri reddetmek, inkar etmek, sadece Allah’ın hükmünü kabullenmek. Aslında bu şart birinci şartta gelen bilmek konusuna girmektedir. Biz yine de müstakil bir şart olarak zikrettik.  Sekizinci şartımızın anlamı kısaca şudur; Müslüman -La İlahe İlallah- dediği zaman yeryüzünde, Allah’a ortak koşmaya- davet eden kişilerden ve rejimlerden uzak kalmalıdır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem
 
من قال : لا إله إلا الله وكفر بما يعبد من دون الله حرم ماله ودمه
La İlahe İllallah diyen ve Allah’tan başka tapılan varlıkları inkâr eden kimsenin malı, kanı haramdır.(Muslim)
 
Hadis açıkça; Tağutları reddetmeyi bir ve tek olan Allah’ın ilahlığını, hükmünü kabullenmeyi emreder. Tağutlar ve küfür rejimler, reddedilmeden tevhid kelimesi fayda vermez yahut tevhid kalesi bina edilmez.
 
Tağut; Allah’ın dışında tapılan varlık, kendine ibadete davet eden zat, şirke çağıran sistem, küfür kanunları bilerek meşru kılan doğrulayan uygulayan yöneticidir.
 
Bu hususta kısa veciz bir cümle kurmak isterim; La İlahe İlallah diyen, namaz kılan, Allah’ın şeriatına karşı, bile bile muhalif kanun koymayan kimseler, bu sözümüzün dışındadır. 
 
Yönetici bir kimse; bile bile şeriata muhalif bir kanun koymadıkça ve batılı def etmeye de güç bulamadığı müddetçe,  tağutla isimlendirilmez, tekfir edilmez.
 
 
O halde; sana aktardığım bu 8 madde ışığında kim La İlahe illallah derse felaha erer. Aksi halde bu kelimeyi söyleyip batıl olduğunu bildiği halde; Allah’tan başkasına taparsa, dua ederse, kurban keserse, adakta bulunursa, Allah’ın ve Resulünün hükmüne açıktan muhalefet ederse, beşeri kanunları islam şeriatından üstün görürse tevhid ehlinden sayılmaz.
 
Benzer Sorular :
Tekfirde göz önünde bulundurmamız gereken ilkeler nelerdir?
Tıklanma : 1104
Allah’ın baldır sıfatı var mı? Bu konuda gelen hadisler sahih mi? Ehl-i sünnetin bu hususta izlediği yol nedir?
Tıklanma : 1588
İsa’nın nuzülünü, Yecuc ve Mecuc’u ve Mesih Deccal’i inkar etmek!!
Tıklanma : 866
Ölüye telkin getirmek caiz midir?
Tıklanma : 651
Helal ve Haram koyanın hükmü nedir?
Tıklanma : 521
Aklın, akide’de rolü nedir?
Tıklanma : 456
Hanefi Maturidiler, İmam Ebu Hanife’nin akidesini neden terk ettiler?
Tıklanma : 681
İblis’i saptıran şey nedir?
Tıklanma : 402
Mutezile akidesi neden batıldır?
Tıklanma : 490
İlimlerin en şereflisi hangi ilimdir?
Tıklanma : 480
Allah’ın eli-yüzü-gözü var mıdır bu konuda sahih akide nedir?
Tıklanma : 852
La İlâhe İllallah’ın şartlarını açıklar mısınız?
Tıklanma : 529
Her insanın bilmesi gereken 4 vacip nedir?
Tıklanma : 608
İsim ve Sıfat Tevhidi nedir?
Tıklanma : 606
Uluhiyyet tevhidi nedir?
Tıklanma : 506
Rububiyyet Tevhidi nedir?
Tıklanma : 494
Tanrı demek caiz midir?
Tıklanma : 572
Işığı bulan Edison ecir aldı mı?
Tıklanma : 611
Cehâlet özür müdür?
Tıklanma : 724
Peygamberin mucizeleri aklen makul mudur? akıl mucizeyi kavramada yeterli midir?
Tıklanma : 402
Tağut ne demektir?
Tıklanma : 722
Türkiye Toplumu cahili toplum mu?
Tıklanma : 769
Eklenme : 20/04/2013 15:41 Tıklanma : 1036
Link :


Paylaş Delicious Stumble


Yunus:109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

 

 

 

 

 

 

Davet